Erteleme Hastalığı Başarınızın Önünde Duran En Büyük Engel

Hayatımızda, kendimizi geliştirmemizin ve kazanacağımız başarıların önünden duran en büyük engellerden bir tanesi şüphesiz ki sürekli olaraktan yaptığımız ertelemedir. Ve bu sürekli olarak yaptığımız erteleme eylemi sonucunda yakalandığımız “erteleme hastalığı”dır. 

Yapmamız gereken işleri “Sonra yaparım” diyerek ertelemek, bizlere o anda o kadar tatlı gelir ki tüm hedeflerimizi, hayallerimizi bir anda unutuveririz. Sanki içimizdeki birisi bizim 6 ay sonraki hedeflerimizi görmezden gelerek “Yapmamız gereken işlerimizi” bize yaptırmamak, erteletmek için bizimle mücadele eder.

Mesela yapmamız gereken ödevlerimiz vardır ve bizde deriz ki  “Şuan hiç tadım yok sonra yaparım” Neticede ise o işe karşı erteleme davranışı sergilemiş oluruz. Aynı şekilde “Bu paket bitsin sigarayı bırakıcam” deriz; ama aradan 6 ay geçer ve fark ederiz ki altı ayın sonunda aynı cümleleri tekrar etmeye devam ediyoruz. İşin garip tarafı ise yapmamız gereken işleri ertelemek için sürekli olaraktan bahaneler aramamızdır.

İşin ironi kısmı da zaten burada başlıyor; nitekim erteleme davranışından ne kadar nefret etsek de bir yandan da çok seviyoruz.  Ancak ister nefret edelim veya çok sevelim fark etmez, erteleme hastalığı genel olarak bizlere hiçbir faydası olmayan ( geçerli sebep olmadıktan sonra ) sadece bizlere zarar veren bir durumdur.  Çünkü hayatımızda var olan bir sorunu çözüp yeni soruna odaklanmak yerine, erteleyerekten tüm sorunları üst üste bindirip kafamızda bir ton yük ile geziyoruz, sonrasında gelsin depresyonlar, gelsin enerji azlığı …

Sürekli erteleme davranışı  gelişmemizi engellendiği gibi psikolojik sorunlara da yol açar.

( Bkz: Erteleme Hastalığının Yol Açtığı Psikolojik Sorunlar

Bu makalemde erteleme hastalığı sebepleri nelerdir?  Erteleme hastalığından nasıl kurtulunur?  Sorularına cevap vericem. Ancak sizler ilk diyeceğim erteleme hastalığı durumunu lütfen hafife almayın! Hayatın akışı içerisinde çok fazla erteliyoruz ve bu yüzden bir o kadar fırsatı kaçırıyor, aynı olduğumuz yerde saymaya devam ediyoruz. Bu yüzden erteleme hastalığını minimum düzeye indirmeliyiz.

Erteleme Hastalığı Sebepleri 

Yapmamız gereken işlerimizi ertelememizin en büyük ve en belirgin sebebi içimizdeki çalışmak istememe hissidir. ( Bu his umarım aklınıza gelmiştir; stres, sıkılma, boğulma hissi. )  Bizler bilinçli zihnimiz ile sadece bu hissin farkında oluruz ve bu his doğrultusunda bahaneler üretir yapmamız gereken işlerimizi erteleriz.

Mesela ders çalışman gerekir, bunu bilirsin; ancak yine de çalışmazsın ve niye çalışamadığın hakkında bildiğin tek şey içinde çalışma hissinin, isteğinin olmadığıdır. Bu his doğrultusunda kişinin ağzından “Abi çalışmak istemiyorum ya, morelim yerinde değil bu yüzden çalışmıcam, ilham gelmiyor, ders çalışmak dünyanın en zor işi” tarzında cümleler dışarı çıkar.

erteleme-hastalığı

Bizler bu tarz cümlelerin hepsine bahane deriz. Gerçekte ders çalışmak ne dünyanın en zor işidir, ne de ilham ile alakası vardır. Ders çalışmak sadece zihinsel enerji harcayacağınız ve zihinsel enerjinin karşısında zihninize bilgi katacağınız bir aktivitedir. Peki bizlere faydası dokunacak işleri neden yapmak istemiyoruz? Neden “her şeyi erteleme hastalığı”na yakalanmış durumdayız. Bilinçli zihnimiz ile farkında olduğumuz “Çalışmak istememe” hissinin, bilinçaltı düzeyde sebebi nedir? Bizlere anlamsız filmler, videolar izlemek neden güzel gelir? Bu ve bu benzeri soruların cevaplarını verebilmek için ilk olarak bilinçaltı zihnimizi anlamalıyız. Çünkü hislerimizin ( Duygular ) kaynağı bilinçaltı zihnimizdedir.

Bildiğiniz üzere zihnin iki işlevi vardır. Bunlardan birincisi bilinçli zihin diğeri bilinçaltı zihindir. Bilinçli zihnimiz sayesinde iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt eder, hayatı anlamlı kılmaya çalışırız. Bilinçli zihnin işlevi ve fonksiyonları bellidir. Bilinçli zihin için buz dağının görünen küçük kısmı desek yeridir  Ancak bilinçaltı zihnimiz bu kadar berrak değildir daha karmaşık bir yapıya sahiptir.

Doğuştan gelen kodlarımız ve yaşam içerisinde oluşturduğumuz kodlarımızın hepsi bilinçaltı zihnimizdedir. Bizlere doğuştan gelen kodlar, bundan binlerce yıl önceki atalarımızın kodları ile aynı kodlardır. Bu yüzden bizler bundan 1000 yıl önceki atalarımızın düşünceleri ve içgüdüleri ile yaşamaya devam ediyoruz. Çünkü binlerce yıllık birikmiş bilinçaltı kodlarımız bu yöndedir.

Mesela geçmiş atalarımızdan gelen bir kod bize der ki  “Enerjine sahip çık, onu boş yere harcama yoksa ölebilirsin!” Bu bilinçaltı kodu geçmişte yaşamış atalarımız için hayat kurtarıcı bir koddu. Düşünsenize enerjinizi sağda solda koşturur, gereksiz işlerle meşgul olur ve kendinizi yorarsanız belki de yırtıcı bir hayvan sizi kovaladığında hiç şansınız olmayabilirdi.

Bu kod binlerce yıl öncesi yararlıydı ancak günümüzde bu kodun bizler hiçbir faydası olmadığı halde bilinçaltı zihnimizdedir. Bu yüzden bizlere enerji sarf edecek işleri yapmak çok sıkıcı gelir. Zihnimiz yapmamız gereken işleri bize yaptırmamak için elinden geleni yapar. Tam ders çalışmaya oturursun ve çalışmaya başlarsın aradan 1 dakika geçmeden çok anlamsız olan bir şey sana çok çekici gelmeye başlar ve sende onunla ilgilenmeye başlarsın. Mesela ders çalışırken bir anda odanı toplamak sana çok çekici gelir, çünkü odanı toplarsan zihinsel enerjini kaybetmeyecek ve enerjini korumuş olacaksın.

Zihnimiz bilinçaltı düzeyde bizim modern isteklerimizi umursamaz. Senin kariyer yapma isteğin, son model arabalara binme isteğin bilinçaltı zihnimiz tarafından önemsiz isteklerdir. Onun için önemli olan hayatta kalabilmek ve üremektir. Bilinçaltı zihnimiz hayatta kalabilmek için bizleri bilinmeyen durumlara sokmak istemez, çünkü bilinmeyende çok ufakta olsa yaşamın son bulma riski vardır. Bilinçaltı zihnimiz sürekli olarak enerjisini korumak ister; çünkü enerjini boşa harcarsan doğada ölebilirsin, bilinçaltımız olaya bu şekilde bakar.

Bu ve buna benzer bilinçaltı kodlarımız bizlerin işlerimizi neden yapmak istemediğimizi, tembellik ve erteleme hastalığı nedenlerini bizlere açıklar. Dediğimiz gibi bilinçaltı zihnimiz bizlerin modern isteklerini umursamaz, onun amacı hayatta kalmak ve üremektir. Bu yüzden enerji harcamak istemez ve bundan kaçınır.

Bilinçaltımızın enerjisini koruma isteğinden, saçma diziler ve videoları neden çok fazla izlediğimiz anlayabilirsiniz. Mesela Cennet Mahallesi’nin bir bölümünü 3 saat boyunca izleyebiliriz ama 3 saat boyunca ders çalışmak bize ölüm gibi gelir. Tv izlerken, tv izlememek için aklımıza hiçbir bahane gelmez ancak enerji isteyen bir  eylem yapacağımızda aklımıza bir sürü bahane gelir ve bizde erteleriz.

Erteleme hastalığı sebepleri nelerdir? sorusunun en önemli cevabın, bilinçaltımızdan ötürü olduğunu yukarıda açıkladık. Şimdi ise, erteleme hastalığının var olmasına neden olan diğer sebepleri inceleyelim.
  • Mükemmeliyetçi Zihniyet: Mükemmeliyetçi insanlar, yapacakları işlerin hatasız olmasını isterler. En iyisini, en doğrusunu yapmak istemek ertelemeye yol açan nedenlerden biridir. Ve hata yapmamaya çalışmak, çok yanlış bir tutumdur. Nitekim, herhangi bir iş, eylem, üzerinde  uzman olmanın yolu hata yapmaktan geçer.  Hata yapmadan, hiçbir başarıya sahip olamazsınız. Bu yüzden, hata yapmaktan korkmayın ve mükemmeliyetçi zihniyetten kurtulun. 

 

  • Başaramama Kaygısı: Erteleme hastalığının var olmasındaki bir diğer önemli sebep ise başaramama kaygısıdır. Başaramama kaygısı, kişinin ertelemesine neden olur; çünkü kişide “Ya onca emeğim boşuna giderse” düşüncesi oluşmaya başlar ve kişi bu düşünceden ötürü, farkında olmasa da yapması gereken işi sürekli olarak erteleme eğiliminde olur.

 

  • Yapılacak olan eylemden zevk alamama:  Erteleme hastalığının, toplumda sık görülen bir problem olmasının en temelinde ” Yapılan işten zevk almama durumu” vardır.  Eğer bir insan yapması gereken işten zevk almıyorsa, bıkkınlık duyuyorsa, o kişi yapması gereken eylemleri sürekli erteleme eğiliminde olur.

 

  • Korkular: Korku hissi öyle bir histir ki bizlere resmen zihinsel anlamda felç geçirttirir. Herhangi bir işe başlayacağımız zaman o işte başımıza bir tehlike gelebilir mi? Kaygısı var ise o işi, eylemi sürekli olarak erteleriz. Burada işten kastım, hayatımızdaki olağan durumlardır. Mesela vücudunuz da belli bir bölgeniz ağrıyordur ve siz o ağrı bölgesini gidip doktora göstermeyi sürekli olarak erteleme eğiliminde olursunuz. Çünkü oradaki ağrının sizin başınıza tehlikeli bir iş açabileceğini  düşünürsünüz. Korkunuz ile yüzleşemediğiniz için o ağrının kendiliğinden dinmesini beklersiniz. Belki hastaneye gitseniz size verilen bir ilaç ile ağrınız geçecekti ve sizde sürekli olaraktan sızlanmaktan kurtulacaktınız.

Hayatımızdaki her korku bu şekildedir. Sürekli olarak var olan o korkumuzu erteleriz. Korkumuzu erteledikçe bilinçaltı dünyamızda çok büyür. Halbuki korkular zihnimiz tarafından abartılmıştır. Yüzleşsek büyük ihtimalle “Bu kadar kolay mı olacaktı?” deriz.  Ancak dediğim gibi korku duygusu bizlere öyle bir his veriyor ki bir ileriye bir adım atmak, bize Dünya’nın en zor işi gibi geliyor.

Erteleme Hastalığı İle İlgili Gerçekler: O İstediğiniz An Hiçbir Zaman Gelmeyecek!

Hayatımızda başarılı olabilmek için, yapmamız gereken işleri yaparken keşke önümüze hiçbir engel çıkmasa ve hedeflerimizin peşinden giderken içimizde sürekli olaraktan büyük bir motivasyon ve heyecan olsaydı, bu gerçekten çok güzel olurdu. Düşünsenize ulaşmak istediğiniz başarının önünde hiçbir engel yok, başarı orada sizi bekliyor. Ne kadar güzel olurdu demi? Ancak hayatın kanunları maalesef ki bu şekilde işlemiyor. Nasıl ki trafikte hiçbir zaman tüm ışıkların aynı anda yeşil yanmadığı gibi hayatımızda da hedeflerimizin peşinden giderken tüm yollar tertemiz, dümdüz olmuyor.

Şunu unutmamak gerekir ki hayattaki hiçbir başarı çok rahat bir şekilde elde edilmez. Bizler için en yararlı olan işlerin büyük çoğunluğu hep sıkıcı ve yorucu işlerdir. Sıkıcı bir işi yapmayı erteleyerek, onu yapmak için heves ve enerjimizin gelmesini beklersek sadece kendimizi kandırmış oluruz. Çünkü büyük bir ihtimalle o heves hiçbir zaman gelmeyecek ve böyle devam ederse de biz hiçbir zaman amaçlarımıza ulaşamayacağız. Üstüne bir de o işler beynimizde ağır bir yüke dönüşüp ekstra stres yaratacak. Herhangi bir işi ne kadar ertelersek o işi yapmak bizlere daha ağır gelmeye başlar ve bizim için büyük bir eziyete dönüşür. Neticesinde sürekli erteleme hastalığına dahi yakalanabiliriz. 

Bu yüzden  zihnimize şu düşünceyi kodlamamız gerekir;  “O istediğimiz an hiçbir zaman gelmeyecek”  İster korkularımız ile yüzleşmek olsun, ister bizlere sıkıcı gelen işlerimizi yapmak olsun fark etmez. Bizler  her zaman ertelemek isteyeceğiz.

Hayatın içerisinde daha yapıcı sonuçlar almak istiyorsan,  kendine şu cümleyi söylemelisin; “Bu iş yapmak bana bugün sıkıcı geliyor ancak, yarın da sıkıcı gelecek 1 ay sonra da sıkıcı gelecek ama şuan bu işimin başına oturur ve çalışmaya başlarsam aradan geçen 10 dk sonra ben bu işi severek yapmaya başlayacağım.” Aynı cümleyi korkularınız ile yüzleşme kararı verdiğinizde de kendinize söylemelisiniz. Çünkü korkularınızı da minimum düzeye indirmeniz ve sevmeniz için onlar ile yüzleşmelisiniz. Yapmamız gereken işleri ne kadar sıkıcı gelse de o işlerimizi halletmemiz halinde bizlerde bir duygu gelişir. Bu duygunun ismi özdisiplindir.

Motivasyonumuz olmadan kendimizi bir işi yapmaya zorlamamıza özdisiplin denir. Özdisiplin bir kasa benzer ona sürekli egzersiz yaptırmamız lazım. Egzersiz yaptıkça o da gelişir ve bir sürü sona daha ağır ve sıkıcı işleri hiç içimizden gelmese de yapmaya başlarız. Tembel olmayan, başarılı insanların en büyük meziyeti öz disiplinlerinin diğer insanlardan daha güçlü olmasıdır. Nitekim onlar için yapmaları gereken işin zorluğu ve sıkıcılığı önemli değildir. Onlar için önemli, o işi ertelemeden yapmaktır.

Buradan anlayacağınız üzere yapmamız gereken işler ne kadar sıkıcı olsa da o işin sıkıcılığı bugüne ait bir şey değildir. Bundan bir ay sonra da o iş bize sıkıcı gelecek, bir yıl sonra da sıkıcı gelecek. Bunu zihnimize kodlamalıyız. Ancak bizlere sıkıcı gelen herhangi bir işi şuan yapmaya başlar ve o işin tamamını olmasa bile belli bir ölçüsünü o anda bitirirsek bu bizim özdisiplinimizi artırır. Özdisiplin o kadar önemlidir ki toplumda ki başarılı insanların en önemli meziyetlerindendir.

Erteleme Hastalığından Nasıl Kurtulunur? 

Erteleme hastalığından kurtulmak için ilk olarak şunu anlamalıyız:

  • Yapmamız gereken işleri yapmak için bizlere hiçbir zaman  ilham, motivasyon, enerji gelmeyecek . Beynimiz sürekli olarak bizlere yapmamız gereken işleri yaptırmamak için bahaneler üretecektir. İşte bu nokta da bizler bunun bilincinde olarak, “En iyi an şuandır”  diyerek yapmamız gereken işi düşünmeden yapmaya başlayacağız. Bakın düşünmeden diyorum, çünkü düşünmeye başlarsak “Ben bu işi yapsam mı? Yapmasam mı?” diye, emin olun ki o işi yapmayıp erteleyeceğiz.
  • Bu yüzden yapmamız gereken bir iş mi var? O zaman düşünmeden 5’ten geriye sayıp sıfır dediğimiz de o işi hiç düşünmeden yapmaya başlamamız gerekir. Tabi bu sırada bizimle oyun oynamaya çalışan beynimiz, aklımıza bir sürü bahane getirerek bizi caydırmaya çalışacaktır. Ancak unutmayın işi tüm bu caydırıcı düşüncelere rağmen yapmayı tamamlarsak, oyunu biz kazanmış olucaz. Ve inanın o anda baskının ve stresin üzerimizden kalkması beynimiz için çok güzel bir ödül olacak.

Erteleme Hastalığından Kurtulmak İçin Kullanabileceğimiz Bazı Teknikler:

  • İlk kullanacağımız teknik, hemen yukarı paragrafta bahsettiğim, 5 saniye kuralı tekniğidir. Bu teknikte düşünmeden 5‘ten geriye doğru sayıyoruz ve sıfır dediğimiz anda yapmamız gereken işi, eylemi yapmaya başlıyoruz. Bu teknikteki asıl amacımız düşünmeden işi yapmaya başlamamızdır. Çünkü düşünmeye başlamak demek, zihnimize bahanelerin dolması ve yapmamız gereken işi ertelememiz demektir.
  • ( Bkz: 5 Saniye Kuralı Nedir?
  • İkinci Kullanacağımız teknik: BÖL – PARÇALA – YÖNET tekniğidir. Benim de kullandığım bu teknik için, zihnimize yapacağımız işin veya eylemin haritasını vermekte diyebiliriz. Zihnimize verdiğimiz harita ile zihnimize bir çıkış kapısı vermiş olur ve zihnimize neler yapacağımızdan bahsetmiş oluruz. Bu tekniği kullanırken ilk önce yapmamız gereken büyük işleri parçalara ayırmak, ardından ayırmış olduğumuz bu parçaları ufak ufak bölümlere ayırmak ve ardından bu bölümleri yönetmektir.

Basit parçalara ayırdığımız işlerimizi yaparken zihnimiz daha az bahane üretir ve üzerimize daha az baskı uygular. Çünkü beynimiz büyük lokmayı yutmanın büyük enerji istemesinden ötürü sürekli bahaneler üretir ve üzerimizde stres yaratır. Bu teknik sayesinde bizler zihnimize şunu diyoruz; “Bak bugün bu 500 sayfalık kitabı bitirmeye çalışmıcam sadece 40 sayfasını bitirmeye çalışıcam. 40 sayfayı okuması basittir ve üzerimiz de hiçbir baskı hissetmeyiz.” Ancak 500 sayfayı bitirmeye çalışmak zihnimizin sürekli bahane üreterek bize yardımcı olmayacağı bir aktiviteye dönüşür.

Bu tekniğin bizlere sağladığı en büyük yararlardan bir tanesi de özdisiplinimizi arttırması olacaktır. Çünkü elinizde bir liste var siz bu liste de yapmış olduğunuz işlerin ( Ufak parçaların ) yanına sürekli olaraktan bir tik atıyorsunuz.  “Bugün bu işimi de bitirdim, bu işte halloldu” demeniz neticesinde sürekli olaraktan öz disiplininiz artmaktadır.

BÖL – PARÇALA – YÖNET tekniğini uygulama da nasıl yapacağımıza örnek vererek anlatmam gerekirse, diyelim ki spora başlamak istiyorsunuz ancak sürekli olaraktan yapmak istediğiniz sporu erteliyorsunuz. O zaman ilk olarak bu işi bölmeli ve parçalara ayırmaya başlamalısınız. Nasıl mı? Bu iş için 6 ay gibi bir zaman belirleyin, ardından bu 6 ayı haftalara bölün ve her haftanın bir gününe spor yapma ile ilgili ( Vücut geliştirme ) yapacağınız bir görev verin.

Mesela bu zaman süresinin ilk gününe spor salonuna gidip yazılmak yazabilirsiniz, ardından 14 günlük zaman dilimine sadece kardiyo yazabilirsiniz vs. Bakın bu şekilde plan yaparak zihnimize bir harita sunmuş oluyor ve bir çıkış kapısı sunuyoruz. Mesela zihnimize diyoruz ki “Spora yazılıp direk ağırlıkların altına girmicem ilk 2 hafta sadece vücudumu alıştırcam ardından yavaş yavaş ağırlıkların altına giricem.” diyoruz.

Zihniniz direk ağırlıkların altına girmeyeceğiniz için sizinle daha az mücadele edecektir. Bu tekniğin en önemli kurallarından bir tanesi de belirlediğiniz küçük parçaları bitirdikten sonra “Ben bu hedefime ulaşmış olucam demenizdir. ” Yani o parçaların sonunda varacağınız yeri zihninizde görmenizdir. Nitekim ulaşacağınız yeri görmek, sizlere motivasyon sağlayacaktır.

BÖL – PARÇALA – YÖNET tekniği sayesinde erteleme hastalığı  sorununuza son verebilir ve hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Ertelemek ve erteleme hastalığı üzerine söyleyeceklerim bu kadar. Bir sonraki makalem de görüşmek üzere…

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

8 thoughts on “Erteleme Hastalığı Başarınızın Önünde Duran En Büyük Engel

  • Şubat 6, 2020 tarihinde, saat 6:15 pm
    Permalink

    aylar önce sana öneri olarak “siteye gece modu ekle, siyah arkaplan ile okumak geceleri daha iyi oluyor” demiştim ama hala eklenmemiş, sen de erteliyorsun galiba :))

    Yanıtla
    • Şubat 6, 2020 tarihinde, saat 7:30 pm
      Permalink

      Yoo erteleme değil, yapmak istemedim 🙂 Bazı eklentiler site hızını azaltıyor. Bu durumda ziyaretçiler için iyi olmuyor.

      Yanıtla
      • Şubat 6, 2020 tarihinde, saat 8:18 pm
        Permalink

        tarayıcıya eklenti ekleyerek arka planı siyah yapmayı öğrendim, gerek kalmadı :DD

        Yanıtla
        • Şubat 6, 2020 tarihinde, saat 8:26 pm
          Permalink

          Sorun çözüldü o zaman 🙂

          Yanıtla
      • Temmuz 22, 2020 tarihinde, saat 11:26 am
        Permalink

        Dostum yazılarını gerçekten çok severek takip ediyorum hergün okumaya çalışıyorum; minnettarım gercekten ,yazılarını bırakmamani umuyorum , sağlıcakla

        Yanıtla
        • Temmuz 22, 2020 tarihinde, saat 11:36 am
          Permalink

          Siteye uzun süredir makale atamıyorum; çünkü yeni bir kitap yazıyorum. Galiba bu hafta bitecek. Sonrasında hızla makaleler gelmeye devam edecek. Görüşmek üzere 🖐️

          Yanıtla
  • Temmuz 22, 2020 tarihinde, saat 3:06 pm
    Permalink

    Kitabını da temin edeceğim inşallah ;eski yazılarını okuyorum 🙂

    Yanıtla
    • Temmuz 22, 2020 tarihinde, saat 12:33 pm
      Permalink

      İyi okumalar kardeşim.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir