Eski Çağlarda Kullanılmış Zihinsel İyileştirme Teknikleri

KUTSAL MEKANLARDA BİLİNÇALTININ GÜCÜ

Her kıtada, her ülkede tedavilerin gerçekleştiği şifalı yerler vardır. Bazıları dünyaca ünlüdür. Bazılarını yalnızca yakınlarında yaşayanlar bilir. Ünlü olsun olması, her tapınakta iyileşmeler aynı nedenlerle ve bilinçaltının güçleri sayesinde gerçekleşmektedir.

Japonya da ünlü tapınakların bazılarını ziyaret ettim. Bütün dünya da bilinen Diabitsu tapınağında ilgi merkezi dev bir bronz heykeldir. Bu heykel ellerini kavuşturmuş, derin düşüncelere dalmış gibi başını eğmiş, huşu içinde Buda’yı yansıtmaktadır.

Burada Buda’nın ayaklarına kapanarak adak adayan genç yaşlı bir sürü insan gördüm. Ona para, meyve, pirinç, sebze ve portakal sunuyorlardı.

Bir kızın şarkı söyler gibi çıkan ve alçalıp yükselen sesini dinledim; eğilip ve iki portakal sundu. Buda ya kendisini iyileştirdiği için teşekkür ediyordu. Sesini kaybetmiş, ancak tapınak sayesinde yeniden kazanmıştı. Belirli bir ritüele uyması için oruç tutması ve Budaya adaklar adaması halinde onun kendisine sesini geri getireceğini düşünmesi, içinde inanç ve umut uyanmasını sağlamıştı. Bunun sonucunda zihnini inanca koşullandırmıştı. Bilinçaltı da bu inanca karşılık vermişti.

Hayal gücünün ve kör inancın gücü tarif edilmez . Bunun en iyi örneklerinden biri , Batı Avusturalya’da Perth’te yaşayan ve tüberküloza yakalanan bir akrabamdı. Ciğerleri çok hastaydı. Oğlu, babasının kendi kendine iyileştirmesine yardımcı olmaya karar verdi. Babasının evine gitti ve garip güçleri olan bir keşişle tanıştığını söyledi.

Bu adam, Avrupa’nın en ünlü şifalı tapınaklarından birinde uzun süre kaldıktan sonra geri dönmüştü. Oradan, orta çağlardan kalma bir yüzüğün içine yerleştirilmiş küçük bir çarmıh parçasını almıştı. Yüzyıllardır, sayısız hasta, bu yüzüğe dokununca iyileşmişti.

Oğlan bunu duyunca, adama babasının hastalığından söz etmiş ve ona yüzüğü kendisine ödünç vermesi için yalvarmıştı. Keşiş bunu kabul etmişti. Oğlan da ona 500 dolar ödeme sözü vermişti.

Babası oğlunun elinde ki yüzüğü görür görmez kaptı. Göğsüne bastırdı, sessizce dua etti ve uyudu. Sabahleyin iyileşmişti. Bütün testler yanılmıştı.

Sonuç olarak bu tür iyileşmeler her zaman görülebilir. Bu hikayenin ilgi çekici tarafı oğlanın anlattıklarının tamamen uydurmuş olmasıdır. Oğlan gerçekte yol kenarında bir tahta bulmuş, bunu bir kuyumcuya götürmüş ve eski tasarımmış gibi altın bir yüzüğün içine yerleştirmesini istemişti. Sonra da yüzüğü babasına vermişti.

Babayı iyileştiren şey , yol kenarından alınan tahta parçası değildi , onu yoğunlaşan hayal gücü ve iyileşeceğine dair kesin beklentisi iyileştirdi. Hayal gücü, inançla ya da öznel duyguyla birleşti; bu bileşim bilinçaltının gücü sayesinde iyileşme sağladı.

Baba, kendisine oynanan bu oyunu hiç öğrenemedi. Öğrenseydi, hastalığı tekrarlayabilirdi. Böyle bir şey olmadı. Tüberkülozdan tamamen kurtuldu. On beş yıl sonra, seksen dokuz yaşındayken, başka nedenlerden öldü.

BÜTÜN HASTALIKLAR ZİHİNDE BAŞLAR . BUNUNLA BAĞLANTILI ZİHİNSEL BİR KALIP OLMADIĞI SÜRECE , VÜCUTTA HİÇBİRŞEY GÖRÜLMEZ . Joseph murphy

EVRENSEL İYİLEŞME PRENSİBİ

Çeşitli sağlık okullarının tamamının en harika karakterin belgeli tedavilerini ortaya koydukları bilinen bir gerçek’tir . Akla gelen en kesin sonuç ; bunların hepsinde ortak olan önemli bir organ ve süreç bulunduğudur. Bu doğrudur. İyileştirme organı bilinçaltı, iyileştirme süreci ise inançtır.

Şu temel gerçekleri düşünün;

– Birinin bilince, diğerinin bilinçaltına ayrılmasıyla birbirinden ayırt edilen zihinsel fonksiyonlarınız vardır .

Bilinçaltınız, telkinin gücüne karşı hassastır.

– Vücudunuzun fonksiyonlarının, koşullarının ve duygularının kontrolü bilinçaltınızdadır.

Hipnotize edilmiş bir denekte telkin yoluyla hemen ker hastalığın semptomlarının ortaya çıkarabileceğini biliyorsunuz. Örneğin telkinin doğasına bağlı olarak, hipnotize halde ki deneğin ateşi yükselebilir, yüzü kızarabilir ya da bu kişi üşüyebilir.

Deneğe felç olduğunu, yürüyemediğini telkin ederseniz, gerçekten yürüyemez hale gelir. Yine hipnotize edilmiş bir deneğin burnunun dibinde içi su dolu bir fincan tutarsınız ve “Bu fincan biber dolu kokla bak” derseniz, denek şiddetle, üst üste hapşırmaya başlar. Sizce onun hapşırmasına neden olan şey nedir ? Su mu yoksa telkin mi?

Biri size Timothy bitkisine alerjisi olduğunu söylerse, boş bir bardağa yapma çiçek koyup hipnotize haldeyken onun burnuna tutar ve bunun Timothy bitkisi olduğunu söylersiniz. Denekte her zaman ki alerji semptomları görülür. Bu da bize semptomlarının nedeninin bilinçaltı olduğunu göstermektedir. Semptomlarının tedavisi de bilinçaltında gerçekleşir.

BERNHEIM’IN DENEYLERİ

Hippolyte Bernheim, yirminci yüzyılın başlarında Fransa, Nancy’de tıp profesörüydü. Doktorun hastaya telkininin, bilinçaltının gücü sayesinde nasıl etkili olduğunu ilk açıklayanlardan biriydi. Bernheim dili tutulan bir adamm hikayesini anlatmaktadır. Her türlü tedavi denenmiş, hiçbir başarılı olmamıştı. Sonra bir gün adamın doktoru, sorunu çözeceğinden emin olduğu yeni bir yöntem öğrendiğini söylemişti. Hastanın ağzına bir cep termometresi koymuştu. Hasta, bunun kendisini kurtaracak araç olduğunu hayal etmişti. Birkaç dakika sonra, dilini rahatça hareket ettirebildiğini fark etmiş ve neşeyle bağırmıştı.

BERNHEIM DENEYİ

Bernheim şöyle devam ediyor; Vakalarımız arasında, aynı türden örnekler de yer almaktadır. Bir gün ofisime dört haftadır konuşma kaybı yaşayan genç bir kız geldi. Teşhisi koyduktan sonra, öğrencilerime, konuşma kaybının bazen ani verilen elektrikle tedavi edilebildiğini, bunun telkin etkisi yaratabildiğini söyledim. Birini gönderip indüksiyon aparatını aldırdım. Elimi larniksin üzerinde koydum ve hafifçe gezdirdim. “Şimdi yüksek sesle konuşabilirsin.” dedim. Çok geçmeden kıza “a”, “b” ve “Maria” dedirtmeyi başardım. Bundan sonra sorunsuz konuşmaya başladı konuşma kaybı yoktu artık.

Burada Bernheim hastalarda inanç ve beklentinin gücünü göstermektedir. Bunlar bilinçaltına yönelik güçlü bir telkin görevi görmektedir.

TELKIN YOLUYLA KABARCIKLAR YARATMAK

Bernheim bir hastasının boynuna posta pulu yapıştırdığını ve ona bunun sinek-plasteri olduğunu telkin ederek ensesinde kabarcıklar oluşmasını sağladığını anlatıyor. Bu örnek, dünyanın çeşitli yerlerinde birçok doktorun deney ve deneyimleriyle kanıtlanmıştır. Hastalara yönelik sözlü telkinin sonucu olarak vücutta yapısal değişikliklerin görülebileceğine şüphe yoktur.

Not: Bu yazı Bilinçaltının Gücü isimli kitaptan alıntıdır. 

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir