Sömürü Sistemi: Kapitalizm !

Dünyayı yöneten sistem: Kapitalist Sistem !

İnsanlar,  geçmiş tarihlerde ilkel bir yaşam sürmekteydiler. Bu ilkel yaşam tarzında insanların yaşam biçimleri oldukça yüzeysel ve basitti. İnsanlar karınlarını doyurmak için avcılık toplayıcılık yapıyor, herhangi bir tehtide karşı “savaş veya kaç” pozisyonu alıyor, mevsimlere göre yaşadıkları yerleri terk ediyor,  göçebe bir hayat yaşıyorlardı. Bu ilkel yaşamın son bulmasında ki temel unsur: toplum olgusunun  ortaya çıkmaya başlamasıdır. Toplum olgusu ile birlikte insanlar göçebe yaşam tarzlarından yerel yaşam tarzlarına geçmişler ve birlikte yaşamanın  sonuçları neticesinde farklı ve yeni kavramlar ortaya çıkmıştır; mesela  topluluk içerisinde yaşayan insanlar tarımı keşfetmişler, tarımı keşfetmeleri sayesinde küçük şehirler meydana gelmiştir; çünkü tarım insanları bir arada tutan en önemli unsurdur. Neticesinde ise şehirlileşme oluşmuş ve ordu, ticaret, gibi  yeni kavramlar insanlar tarafından kurulmuştur. En nihayetinde ise  devletler kurulmuştur.

Devlet kavramının ortaya çıkması ile sistem dediğimiz kavramın ortaya çıkması aynı tarihe uzanır; çünkü devletlerin toplumları belirli kurallar çerçevesinde yönetebilmesi için belirli sistemlere ihtiyacı vardır.  Meeala bugün bahsedeceğim kapitalist sistemden önce  dünya’ya hükmeden sistem Feodalizim‘di . Feodalist sistemde, üretim araçlarının ve toprakları tümü aristokratların ( soylular )  elindeydi.  Ekmek parasına muhtaç olan halka, bu toprakları ekip biçme hakkı veriliyordu. Tabii, bir şartla: Geçimini sürdürecek kadarını aldıktan sonra geri kalanı teslim edecekti.  Ancak insanların kırsal kesimlerden, kent kesimlerine göç etmesi ile birlikte Feodalist sistem sona ermiştir ve yerini kapitalist sisteme bırakmıştır. İnsanların, kırsal kesimden kentlere göç etmesinde ki temel sebep  kent insanları ticaretle uğraşabiliyor, zanaat yapabiliyordu.  Neticede ticaret ve zanaat gelişmeye başladı ve emek ve iş gücü satılmaya başlandı. Artık gücün adresi toprak değil, para ve servet oldu.

Sanayi devrimi ile birlikte daha rahat uygulama alanı bulan kapitalizm, tüm Avrupa’ya buharlı trenler ile  taşındı. Madenden tekstile her türlü endüstri, daha çok para kazandıran yollardan oldu.  Düşünürlerin söylediği “laissez-faire, laissez-passer” ( Türkçesi ; Bıranız yapsınlar , Bırakınız Geçsinler )   sözü ile  devlet müdahalesi en aza indirilerek serbest rekabet ortamının yaratılmasını sağlanmıştır. Devletin müdahalesinin olmadığı yerde ise  sadece ücretli sınıf ve sermaye sahipleri kalmıştır. Böylece kapitalizmin tarihi başlamış ve kapitalizm dünya üzerinde yerini sağlamlaştırmıştır.

Kapitalist Sistem Nasıl İşler? Kapitalizm İlkeleri Nelerdir?

Kapitalist sistemde düzen para üzerinden ilerler. İnsanların yaşam biçimini şekillendiren en temel unsur ellerinde bulunan mevcut para miktarıdır. Sermaye sahipleri kurdukları işletmeler ile yönetici sınıfında olurlar iken  sermayesi olmayan insanlar yönetilenler sınıfında olur. Sermaye sahibi bir insanın bir işletme kurup var olan parasına para katması çok dogal bir davranıştır; çünkü kapitalist sistemdeki özel mülkiyet  ilkesi neticesinde, insan doğal olaraktan var olan mülkünü genişletme çabası içinde olacaktır.  İnsanın var olan mülkünü elinden geldiğince çoğaltma çabası neticesinde ise  karşımıza, kapitalizmin bir diğer ilkesi olan “rekabet”  kavramı ortaya çıkacaktır.

Rekabet ilkesinde, şirketler en büyük pasta payını kendilerine alabilmek için kıyasıya bir yarış içine gireceklerdir.  Bu kıyasıya yarışı anlayabileceğimiz en güzel örnek günümüzdeki A101, Şo, Bim gibi marketlerdir. Bu marketlerin  şube açmadıkları tek yer  sanırım mezralar kaldı. Pastadan en büyük payı alabilmek için insan potansiyelinin olduğu her yere şubelerini açmaya devam ediyorlar. Bu marketlerin davranışları bizlere bariz bir şekilde kıyasıya bir rekabetin içinde olduklarını göstermektedir.

Kapitalist sistem ,  rekabet ilkesi neticesinde büyük şirketler , küçük şirketleri her zaman yutmaya çalışır . Amaç pastada ki en büyük payı almaktır. kapitalist-sistem

Kapitalist sistemdeki bir diğer ilkeye göre ise  devletin piyasa işleyişini olabildiğince az karışması gerekir;  çünkü devletin bu sisteme karışması, bu sistemin çarkları ile oynamak anlamına gelir. Bu nedenle devlete, ekonomi üzerinde fazla söz hakkı verilememiştir.

Kapitalizmde yaşam kaliteniz ile sermayeniz arasında doğrudan bir ilişki vardır.  Kapitalist sistemde paranız yoksa yaşamınızı devam ettirebilmek için emeğinizi ortaya koymanız gerekir.  Bir insanın para kazanmak için emeğini ortaya koymasın da hiçbir problem yok; ancak problemin başlangıcı emeğe verilen ücrettir. Günümüz dünyasında sermaye sahiplerinin emek karşılığında verdikleri ücret çok düşüktür. Ben günümüzde  günde 12 saat çalışan ve karşılığında asgari ücret para alan insanlar tanıyorum. (Günlük 67 TL )  Düşünün gününün yarısının karşılığı 67 TL.  Bu şekilde çalışan bir insanın yaşam kalitesinin düşüklüğünü geçiyorum ve  daha da kötü bir noktaya değinmek istiyorum: Bu tarz çalışan kişiler, muhtemelen ömürlerinin sonuna kadar bu şekilde, modern köle olarak hayatlarını devam ettirecekler. Birçoğumuzun olduğu gibi.

sömürü-sistemi-kapitalizm

Bu kişilerin günde kazandığı 67 TL onları, kapitalist sistem içerisinde bir yöneten statüsünü taşıyamayacak. Çünkü koşullar buna elverişli değil!  Ancak kapitalist sistem  ” Herkes ekonomik anlamda özgürdür. İsteyenler yönetici konumuna gelebilir. ” söyleminde bulunur. Teoride harika gözüken bu söylemi gerçek anlamda uygulamak  imkansıza yakındır  ama imkansız da değildir.  Başarı hikayelerin de çok duyarız, sıfır sermayeden milyonerliğe adım atmış insanları, bu tarz durumların gerçekleşmesi kapitalist sistemde mümkündür; ancak  az sayıda.

Kapitalist Sistemin Etki Alanı

Kapitalist  sistemin hayatımıza  sanılandan daha fazla etkisi vardır. Bu sistemi sadece yöneten- yönetilen, işçi – işveren şeklinde düşünmemeliyiz. Kapitalist sistem  o kadar dar bir alana sahip değildir.  Hayatımızda var olan bazı teknolojilerin, telefonumuzda kullandığınız tüm uygulamaların, İzlediğiniz tüm dizilerin, filmlerin  var olmasının temel sebebi kapitalist sistemdir.  Çünkü  şirketler ürettikleri ürünleri satabilmek için, reklam yapmak zorundalar ve yaptıkları reklamı  alıcı kitlelerine izlettirmeliler

Sabahtan akşama kadar reklam yayınları veren bir televizyonu izler misiniz? Tabiki de hayır, televizyonların bu şekilde bir işleyişi olsa kimsenin evinde televizyon bulamazdınız. Ancak bir dizinin arasında verilen reklamları izlemek istemeseniz de izlersiniz! Acaba filmin sonunda ne olcak? merakı ile size 15 dakika kadar  gösterilen reklamları izlemeye başlarsınız.  Yani izlediğiniz filmlerin, dizilerin çekilme amacı: sizlere şirketlerin reklamlarını izlettirmektir .  Televizyondaki diziler bu yüzden, absürt ve saçma olur.  Çünkü ne kadar saçma olursa o kadar fazla insanların duygularına hitap ederler. Ne kadar fazla insanın duygularına hitap ederlerse o kadar fazla izlenirle. Ne kadar fazla izlenirlerse o kadar fazla şirketlerden reklam sayesinde para kazanırlar.

Çukur-vartolu

Aynı şekilde  tüm sosyal medya mecralarının temel amacı: reklamdır.  Youtube gibi bir platform sadece insanlara, reklam izlettirmek için vardır.  Şirketlerin tek derdi reklamlarını daha fazla kişiye izlettirebilmektir.  Yeter ki reklamları izlensin, onlar için Youtube’da ortaya çıkan parazitlerin, topluma zarar vermesi hiçbir anlam ifade etmez . Çünkü kapitalist sistem de önemli olan toplumun manevi sağlığı değil, önemli olan tek gerçek: paradır.

Kapitalist Sistemde Para Güçtür!

Hayatımızda var olan kağıt parçalarının miktarı bizim maddi anlamdaki gücümüzü gösterir. Bu kağıt parçalarının çokluğu neticesinde, istediğimiz hayatı yaşayabiliriz. Çünkü kapitalist sistemde her hizmetin, her mal varlığınının maddi bir karşılığı vardır.  Bu mal varlığını veya hizmeti karşılayacak maddi gücünüz var ise isteklerinizi para karşılığında satın alabilirsiniz.  Kapitalist sistemin bu kuralı  maddi anlamda güçlü olanlar için çok iyi bir durum iken maddi anlamda güçsüzler için kötü bir durumdur. Maddi anlamda güçlüler istedikleri hayatı yaşayabilecek, ancak maddi anlamda güçsüzler istedikleri hayatı yaşayamayacak, daha da kötüsü belki var olan yeteneklerini topluma gösteremeyeceklerdir. Mesela maddi anlamda güçsüz olduğu için üniversite  okuyamayan bir birey düşünün, bu kişinin gelecekte gösterebileceği yeteneğini,  maddi anlamda çektiği güçsüzlük neticesinde gösteremeyecektir.

(Bkz: Üniversite Okumak )

Kapitalist sistemin dogurduğu en kötü sonuç ise saygı kavramının yanlış yerlerde olmasıdır.

İnsanlar doğası gereği her zaman kendilerinden güçlü gördükleri kişinin yanında olmak isterler ve genelde güçlü gördükleri kişiye karşı saygı duyarla.  Kapitalist sistemde ise para = güç olduğu için insanlar toplum içerisinde ilk olarak maddi anlamda güçlü insanlara saygı gösterme eğiliminde oluyorlar.  Bence kapitalist sistemin en büyük zararlarından bir tanesi de budur;  çünkü bazı insanlar sırf maddi gücü yerinde diye, çok rezil insanlara saygı duyuyorlar. Kişinin hiçbir özelliği yok, tamamen topluma zarar veriyor ancak maddi gücü yerinde diye o insan toplum tarafından çok büyük saygı görüyor.  İşte kapitalizmin doğurduğu bu sonuç  neticesinde insanlar bilgi, ahlak gibi manevi değerlere sahip olan insanlara saygı göstermiyor maddi anlamda güçlü kişilere saygı gösteriyorlar.

Bir üniversite öğrencisi  dersine giren profesöre hiçbir saygı duymuyor, ancak topluma hiçbir faydası dokunmayan dizilerin oyuncularına hayranlık duyuyor. Aynı şekilde toplum içerisinde bir mafya babasına herkes saygı gösteriyor ancak vatanını koruyan askere hiç kimse  saygı duymuyor. İşte kapitalimizmin ortaya çıkardığı en felaket sonuç bu!  Bir insan mafya babası denilen kişiye neden saygı duyar ki? Mafya babası dediğimiz insanlar silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı gibi ülkeye, topluma zarar verecek faaliyetlerde bulunur.  Ancak  toplum bununla ilgilenmez, sadece o kişi maddi anlamda güçlü olduğu için  saygı duyarlar.

Kapitalist Sistem  İçerisinde Yaşayan Bir İnsanın Paraya Karşı Tutumu Nasıl Olmalı?

Kapitalist sistemde maddi gücünüzün çok olması neticesinde istediğiniz kadar hizmet ve mal alabilirsiniz. Bu yüzden, kapitalist sistem içerisinde yaşayan bizlerin,  paraya karşı sahip olması gereken ilk tutumu  ” değer” verme yönünde olmalıdır. Çünkü paranız artıkça bazı değerlere daha rahat bir şekilde ulaşabileceksiniz .

Toplumda paraya karşı söylenilen çok yanlış inançlar var;  “Para mutluluk getirmez, paran olacağına dostun olsun, para elinin kiri ” gibi inançlar en meşhurlarıdır .  Burada bana ironi gelen durum,  “para mutluluk getirmez” diyen kişilerin nefret ettikleri işlerde günde 10  saat çalışmalarıdır. Sırf günde “67  TL  para kazancam diye sevmediğin işte çalış, sevmediğin insanların arasında dur, sabahın köründe kalk, otobüs çilesini çek, yeni doğan çocuğunu çalışıcam diye günde 1 saat gör,  ondan sonra da ” para mutluluk getirmez ”  diye fakir edebiyatı yap. Bakın arkadaşlar bu durum tamamen zihin körlüğüne işarettir.  Nasıl yani para getirmez? Mesain bitince, mutluluktan havalara uçuyorsun şu “lanet ortamdan” kurtuldum diye. Sonrada para mutluluk getirmez diye prim kasmaya çalışıyorsun.

Bakın, bu bakış  açıları yanlıştır. Eğer siz para kazancam diye hayatınızdan bazı şeyleri feda ediyorsanız, o kazandığınız para değerlidir. O kazandığınız para size mutluluk da getirir ve daha da fazlasını kazanmak için kendinize yeni kazanç olanakları oluşturmalısınız. Bu mevki atlamak, ticari girişimlerde bulunmak, ek iş yapmak vs.  olabilir. Yeter ki  “para her zaman iyidir” bakış açısına sahip olun.

Size  ücretsiz olarak bir tane villa veya bir tane müstakil ev verecek olsalar hangisini tercih edersiniz? Büyük ihtimalle  tercihiniz villa yönünde olur.  Paraya karşıda bu bakış açısına sahip olun, 2.000 Tl maaş yerine ayda 20.000 tl maaş alsam ne kadar güzel olur tarzında hayaller kurun. O parayı kazanmak için planlar üretin ve gerçekleştirmeye çalışın.

Unutmayın ki kapitalist sistem de para ne kadar çoksa o kadar iyidir! Bu yüzden fakir edebiyatı yapmayı bırakın ve nasıl daha fazla para sahibi olabilirim diye düşünün.

Para Güç İse Parayı Kazanmak İçin Her şeyi Yapmak Mübah Mıdır?

Bu sorunun kısa cevabı: Hayır!  Neden kısmına gelecek olursak: Bizleri insan yapan bir takım duygularımızın olmasıdır.  İnsan, para kazancam diye bazı duygularından ödün verirse, firavun zenginliğine de ulaşsa mutlu olamaz!  Çünkü bizlere insan olduğumuzu hissettiren duyguların yok olması neticesinde içgüdüleri ile yaşayan iki ayaklı hayvanlara dönüşürüz.  Hayvanlar aleminde ise  mutluluktan söz edilemez! Hayvanlar mutluluk nedir? Bilmez…

Onur, şeref gibi duygular  insanı insan yapan en temel duygulardır.  Eğer bu duygularımız olmasaydı, bizlerin hayvanlardan hiçbir farkı olmazdı, emin olun. Bu duygular var diye bizler kendimize insan gözü ile bakarız.  Ancak bazı insanlar sırf şöhret, para sahibi olucam diye bu duygularından vazgeçmektedir. Kendi onurlarını, haysiyetlerini ayaklar altına almaktadırlar .

Şöhret ve para sahibi olucam diye, onur ve haysiyet duygularından vazgeçerek, kendilerini iki ayaklı hayvan türünü yaklaştıran  kişilere örnek  vermemiz gerekirse , günümüz sosyal medya fenomenlerini  örnek vermemiz yeterlidir.  Bu ülkede sırf prim yapıcam diye,  aynanın karşısında cinsel organını çıkartan ve kendisini takip eden 3 milyon kişiye bu cinsel organını video çekip  paylaşan,  iki ayaklı hayvan türü fenomen var.  Aynı şekilde bu kişiye benzer binlerce insan…

Ancak işin daha da kötü tarafı: bu insanlar kapitalist sistem yüzünden saygı görüyorlar (!) 20 yaşındaki kızların hayali birer rol model aldıkları sosyal medya fenomeni olabilmek.  Erkekler “Ablan Star Bebeğimmm ” diyerekten, hayranı oldukları fenomenin taklidini yaparak eğlenmiş oluyorlar. Malasef  toplum olarak çok kötü bir duramdayız  ve daha da kötü bir duruma gelecek gibiyiz. Çünkü, 10 yaşında ki çocukların  özendiği kişiler, bu tarz fenomenler.

Konumuza dönecek olursak, para güçtür diye para kazanmak için  onur, haysiyet gibi duygularınızdan asla ödün vermeyin. Kapitalist sistem birer çöpçü olun, ancak yine de bu duygularınızdan ödün vermeyin.  Bu duygularınız sizi insan yapan, en önemli duygulardır.  Bu duygularınızın yok olması neticesinde iki ayaklı birer hayvana dönersiniz .  Unutmayın ki , insan olmak, para denilen kavramdan kat be kat daha değerlidir.

Düşünürlere Göre Kapitalist Ssistemin Sonu Ne Olacak?

Marksizm ideolojisini savunan Karl Marx  ve  Friedrich Engels  göre  kapitalist sistem, muhakak bir gün çökecektir.  Çünkü Karl Marx, kapitalist sistemin  toplumun işçi kesimini, yani insanları, cansız bir robot, bir mal haline getirdiğini söylemiş ve bunu “insanın insanı sömürmesi” olarak tanımlamıştır.  Karl Marx’a göre  elinde hiçbir şeyi kalmayan toplumun,  kaybedecek hiçbir şeyi olmayacak ve bu sistemi yöneten azınlığa savaş açıcaktır.

kapitalist-sistem-görüşleri

Karl Marx’a göre  sınıf bilinci kazanan işçiler,  iktidarı ele alacak ve üretim arçalarını kamulaştıracaktır.  İşçilerin bu adım ile  sosyalist sisteme geçilecektir.  Ardından ise tüm devletlerin, sosyalist sisteme geçmesi ile birlikte  sınıfsız ve devletsiz toplumlar oluşacak  ve en nihayetinde Dünya’yı  yöneten sistem köminizm olacaktır.

( Bkz: Karl Marx “MARKSİZM” kitabı )

 

 

 

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir