Sosyal İlişkilerinizdeki En Büyük Düşman: Değersizlik Duygusu!

İnsanın hayatındaki en değerli varlığı şüphesiz ki sağlıktır. Sağlığın olmadığı bir vücutta, huzur ve mutlulukta olmaz. Sağlık bizlerin yaşam kalitesi için çok ama çok önemlidir. Ancak sağlık kavramını sadece fiziksel sağlık bakımından dar bir bakış açısı ile düşünmemeliyiz; çünkü bizler insanınız, bizlerin bir de psikolojik  sağlığı vardır.

Hayatınız içerisinde “fiziksel hastalıkların temel sebebi; ruhsal hastalıklardan kaynaklanır.” tarzında bir sürü cümle duymuşsunuzdur. Aynı şekilde fiziksel hastalıkların iyileşebilmesi için  “morelinizi yüksek tutmalısınız.” tarzında cümleler de kurulur.  Bu cümlelerden anlamamız gereken nokta:  İnsan ilk olarak psikolojik olarak hastalanır, ardından bu psikolojik hastalık neticesinde fiziksel hastalığa yakalanır. Bu bağlantı son derece  doğrudur. Bu yüzden, hayatımızda  psikolojik sağlığımıza önem vermemiz gerekir.

Psikolojik sağlığımızın yerinde olabilmesi için ise ilk olarak kendimize değer vermemiz gerekir. Çünkü değer duygusunun, hayatımıza etkisi çok ama çok büyüktür.  İlk olarak değer duygusu; kendisini sosyal ilişkiler de gösterir, ardından özel ilişkilerimiz de gösterir, Özgüven duygumuz ile direk olarak bağlantılıdır, “insanlar ne der?” düşüncesi ile bağlantılıdır,  duygularımızı dile getirmemiz ile veya bastırmamız ile bağlantılıdır.  Kısacası  “kendimize verdiğimiz değer duygusu”  hayatımızda çok büyük bir alana sahiptir.

Sağlıklı bir psikolojinin temel yapı taşı, özdeğer duygusudur.  Kişinin kendisine verdiği değer ile psikolojik sağlığı doğrudan bağlantılıdır. Mesela kendisini sevmeyen bir insan, sosyal ilişkilerinde problem yaşar ve problemini çözemezse depresyona girebilir. Aynı şekilde sosyal ilişkilerinde  yaşadığı anksiyete  bir iken ikiye çıkabilir. Bu durumda kişinin psikolojisine olduğundan daha fazla zarar verir.

Bu makalemde sizlere:

  • Değersizlik duygusunun  nasıl hissettirdiğinden
  • Değersizlik duygusu yaşayan bir kişinin kendisine karşı nasıl bir bakış açısı olduğundan
  • Değersizlik duygusunun  sosyal ilişkilerinize verdiği zarardan
  • Rezil olma korkusu ile  bağlantısından
  • İnsanlara  “hayır” diyememenizin asıl sebebinden
  • Değersizlik duygusunun özgüven duygunuza verdiği zarardan ve değersizlik duygusu ile baş etmek için uygulayabileceğiniz, adımlardan bahsedicem.

Değersizlik Duygusu Nedir? Kişiye Nasıl Hissettirir?

Değersizlik duygusu: kişinin kendisini toplum içerisinde veya içsel olarak önemsiz görmesi, genel olarak varlığının bir değer taşımadığı inancına sahip olmasıdır. Değersizlik hissini yaşayan bir birey, kendisini bilinçaltı düzeyde toplumdaki diğer insanlardan daha aşağıda görmektedir.

değersizlik-duygusu

Değersizlik duygusu hakkında fark etmeniz gereken en önemli nokta: Değersizlik duygusu yaşayan bir kişinin, kendisini diğer insanlardan daha aşağıda görmesidir! Bakın sadece bu bilgi bile bizlere değersizlik duygusunun bir insanda  oluşturacağı diğer psikolojik  sıkıntıları gösterir;  mesela kendisini diğer insanlardan aşağıda gören bir kişi için “Diğer insanların kendisi ve davranışları hakkındaki düşüncelerini çok önemser.” Peki  Neden?  Çünkü diğer insanları kendisinden daha üstün görmektedir.  Kendisinden üstün gördüğü insanların düşünceleri ise doğal olaraktan önemli hale gelir.

Diğer insanların kendisinden üstün gördüğü için davranışlarını, insanların düşüncelerine göre şekillendiren, yani insanlar ne der? Düşüncesi ile hareket eden bir kişinin  yaşayacağı sorun: rezil olma korkusudur.  Rezil olma korkusunun  aşırı dozda yaşanması neticesinde ise “sosyal fobi” dediğimiz  psikolojik hastalık ortaya çıkar.  Sosyal fobi hastalığını yaşayan bir kişi ise depresyona daha rahat girer ve kendisini konfor alanından  dışarı çıkaramaz.

Değersizlik duygusunun oluşturduğu diğer zincirleme problemleri fark ettiniz mi? Değersizlik duygusunun oluşturduğu problemler bu kadar da değil; insanların sosyal ilişkilerinde hayır diyememesinin, kendilerinden taviz vermesinin, özel ilişkilerinde  ilişki bağımlısı bir insan haline gelmelerinin temel sebebi: Değersizlik duygusu yaşamalarıdır. Bu durumların değersizlik duygusu ile olan ilişkisini açıklayacak olursak, ilk olarak şunu anlamalıyız: 

  • İnsan kendisini değerli hissetmiyorsa, kendisini değerli hissedebilmek için çevresinden sevgi ve ilgi bekler! 
  • Eğer insan kendisini değerli hissediyorsa dışarıdan sevgi beklemez! 

Bu dediğim iki cümle çok önemli; çünkü bu iki cümle, insanların sosyal ilişkilerde yaşadığı temel sorunların nedeni gösteriyor.

Kendisini değersiz hissettiği için hayatında dışarıdan sevgi bekleyen ve  beklediği sevgiyi bulan bir kişi, o sevgiyi kaybetmemek için elinden geleni yapar; mesela bu kişiye bir arkadaşı bir şeyler yapalım dediği zaman, bu kişi istemese bile büyük ihtimalle evet der. Neden? Çünkü hayır derse, arkadaşının onu terk edebileceğini, onunla konuşmayacağını düşünür. Ee arkadaşı onu terk ederse ne olur? Dışarıdan aldığı sevgiyi artık alamaz ve bilinçaltı düzeyde bunu hissettiği için hayır demekte zorlanır, büyük ihtimalle de istemese de arkadaşının ona verdiği 3 gr’lık sevgiyi kaybetmemek için “evet yapalım” der.

Aynı şekilde, kendisini değersiz hisseden bir kişi, dışarıdan aldığı  3 gr’lık sevgiyi kaybetmemek için ilişki içerisinde kendisinden taviz verir. Yani  kişi taviz vererek,  tartıştığı durumda haklı olsa bile özür dileyen taraf olabilir. Bunun sebebi de kişinin dışarıdan aldığı 3 gr’lık sevgiyi kaybetmekten korkmasında yatmaktadır.  Yani kişi,  kendisinden taviz vermezse, haklı olduğunu dile getirirse ne olabilir? Karşısındaki sevgilisi veya arkadaşı onunla iletişimi kesebilir. İletişimi keserse ne olur? Dışarıdan aldığı sevgi gider.

  • Bizler bilinçli zihnimiz ile farkında olmasak bile, bilinçaltı zihnimiz bu şekilde düşünür.

( Bkz: Zihin Nasıl Çalışır? )

Değersizlik duygusunun oluşturduğu  bir diğer sorun da  “mükemmeliyetçi hedeflerdir.”  Mükemmeliyetçi hedeflerin oluşmasındaki temel sebep;  kişi, kendisini olduğu hali ile değersiz görmesi  ve neticesinde diğer insanlardan değer göremediği için, değer görebilmek için  kendisine ulaşılması zor hedefler koymasıdır.  Yani  kişi burada  “Ben şuan ki halimle değersizim ama büyük bir iş adamı olursam değerli olurum ve insanlar bana değer göstermeye başlar.” şeklinde düşünür. Bir nevi değer görebilmek için kendisine çok büyük hedefler koyar. Ancak kendisini değerli hisseden bir insan “değer görücem” diye ulaşılması zor hedefler koymaz. Zaten  kendisini değerli hissetmektedir ne gerek var ki?

Kısacası, değersizlik duygusu hayatımızda yaşadığımız diğer sorunların temel sebebidir.  Peki değersizlik duygusunun nedenleri nelerdir?

Değersizlik Duygusu Nasıl Oluşur?

Değersizlik şeması, kişinin  çocukluk yıllarında yaşadığı, olumsuz olaylar neticesinde oluşur.  Oluşmasındaki en temel etkenler ise:

  • Kişinin çocukluk yıllarında eleştiriye maruz kalması
  • Diğer insanlar ile kıyaslanması
  • Ailesi tarafından değer görmemesi, şeklinde sıralanabilir.

Değersizlik duygusunun bir çocuk da oluşabilmesi için bu 3 etken yeterlidir. Mesela 4 yaşındaki bir çocuk, aile içerisinde kardeşlerine gösterilen değerden daha az değer alıyor ise “Demek ki ben değersizim” demeye başlar ve çocuk farkında olmadan, bilinçaltı zihnine değersizlik tohumlarını atar. Burada dikkat etmemiz gereken nokta: Aile 4 yaşındaki bu çocuğa yeterince değer vermediyse, bu çocuk gerçekten değersiz mi oluyor?   Tabi ki de hayır, değersiz olmuyor ancak çocuğun bilinçli zihni gelişemediği için bu şekilde düşünmüyor, olayı görüyor ve olaydan bir sonuç çıkartıyor; Diyor ki “Bana değer vermediklerine göre ben değersizim” şeklinde kendisine zarar verecek düşünceler oluşturuyor.

Aynı şekilde, çocukluk yıllarında diğer kardeşleri, kuzenleri  ile kıyaslanmış  ve neticesinde eleştiriye maruz kalmış bir çocuk bilinçaltı düzeyde  “Onlar benden daha değerli” demeye başlar.  Bu cümlede bir nevi “Ben değersizim” anlamına gelir. Burada çocuk yine farkında olmadan, bilinçaltı zihnine değersizlik tohumları atmıştır. Çünkü bilinçli zihin, çocuklarda  tam anlamı ile gelişemediği için 0 – 7 yaş arasındaki çocukların muhakeme yeteneği çok düşüktür.  Yani  bu yaş aralığındaki çocuklar düşünemezler. Herhangi bir olayı görürler ve olayda gördüklerini direkt olarak bilinçaltı zihnine kodlarlar.

Mesela  bir  çocuk ailesi tarafından sevilmiyor ise  çocuk hemen “Demek ki beni sevmiyorlar, o zaman ben değersiz bir insanım.” düşüncesini oluşturur. Yani  küçük bir çocuk en sade şekli ile olayları görür ve olaylardan, düşünceler oluşturur. Ancak çocukların muhakeme edemeden  oluşturduğu düşünceler gerçekleri yansıtmaz.  Dört yaşındaki  bir çocuk ailesi tarafından değer görmediği için “Ben değersizim” düşüncesini oluşturur, burada çocuğun oluşturduğu düşünce yanlıştır. Çocuk değersiz falan değildir.  Buradaki doğru  düşünce, çocuğun anne ve babasının cahil  olduğudur; ancak çocuk bunu anlayamaz, kendisini değersiz zanneder.

Toplumumuzda değersizlik duygusunu oluşturan 3 etken de çocuklar üzerinde uygulanır. Yani bizim toplumumuzda, aile geleneklerimizde “çocuğa değer verme” davranışı pek fazla görülmez; çünkü  “Çocuğuna yüz verirsen, başına çıkar.” gibi anlamsız inançlar mevcuttur.  Aileler çocukları şımarmasın diye onlara karşı hiçbir şekilde sevgilerini göstermezler (!) Bu durum gerçekten çok üzücü; nitekim küçük bir çocuğun  manevi anlamda ailesinden istekleri çok temel düzeydedir. Bu istekler değer görmek ve onaylanmaktır. Bu kadar basit olan istekleri bile aileler inançları yüzünden gerçekleştiremiyorlar.

Toplumumuzda  meşhur olan bir diğer davranış özelliği ise eleştirmektir.  Bu konuda dünya ülkeleri arasında 1.ci sırada olabiliriz; çünkü yelpazemiz çok geniş:  Üç yaşındaki bir çocuğu da eleştirecek potansiyelimiz var, yüz yaşındaki adamı da eleştirecek potansiyelimiz var; emin olun,  beynimizin bir bölümü sadece eleştirmek üzerine çalışıyor.  İnsanların eksikliklerini, hatalarını, başarısızlıkların, başarılarını, davranışlarını  kısacası her şeylerini eleştiriyoruz.  Tabi ki bu eleştirilerden küçük çocuklar da yeterince nasibini alıyor.

Sürekli eleştiriye maruz kalan bir çocukta değer duygusunun ve özgüven duygusunun oluşması imkansızdır. Bu kadar açık  ve net.  Çünkü sürekli eleştiriye maruz kalan bir çocuğun zihni  “Ben yapamıyorum, ben beceriksizim, ben değersizim, ben yeteneksizim” gibi kendisine zarar verecek olan inançları oluşturur. Oluşan bu inançlar neticesinde ise  çocukta değerlilik duygusu ve özgüven duygusu oluşmaz.

Bu alt başlıktan anlamanız gereken en önemli nokta: Evdeki küçük çocuğunuza sevginizi göstermeniz gerektiğidir. Çünkü o çocuğun benlik duygusunun yüksek olabilmesi için sizden gelecek olan sevgiye çok ihtiyacı vardır. Unutmayın ki küçük bir çocuğun manevi istekleri çok temel düzeydedir. Bunlar: değer görmek ve onaylanmaktır.

Değersiz Görülme Korkusu

Değersizlik duygusunun insanlara yaşatacağı bir diğer semptom: değersiz görülme korkusudur.  Bu korkunun çalışma işleyişi; kişinin kendisini değersiz görmesinden başlar ve kişi  kendi değerini,  diğer insanların kendisine verdiği değer ölçüsünde  şekillendirir. Neticesinde ise “insanlar beni değersiz görebilir” şeklinde korkuları oluşur. 

Bu korkuda  aslında kişinin kendi kendine yetememe durumu vardır. Yani  kişi şu şekilde düşünür “Bana  çevremdeki insanlar değer veriyorsa değerliyimdir, değer vermiyorlar ise değersizimdir.” şeklinde düşünür.  Bu düşünce doğrultusunda ise kişi değersiz görülme korkusu yaşa; çünkü yeni tanıştığı veya çevresinde sürekli var olan insanlar onu sevmez ise “kendisinin değersiz bir insan olduğu” kanısına kapılmaktadır.

Ancak kendisini değerli hisseden bir insan, değersiz görülme korkusu yaşamaz. Neden yaşasın ki? Çünkü zaten kendisini değerli hissetmektedir, diğer insanların onu değerli bir insan olarak görmesi veya değersiz bir insan olarak görmesi  neticesinde  kendisini değerli hisseden insanda bir duygu durumu değişmeyecek ki. Onu değersiz görenleri umursamayıp devam edecek, üzerine düşünmeyecektir bile.  Ancak kendisini değersiz hisseden bir insan, kendisini değerli hissedebilmek için  çevresinden alacağı tepkilere çok önem verir. Eğer çevresi onu değersiz görürse  kendisinin değersiz bir insan olacağı kanısına varacak, değerli görürler ise kendisinin değerli bir insan olacağı kanısına varacaktır.

Bu yüzden kendisini değersiz hisseden insanlar toplum içerisinde değersiz görülme korkusunu çok şiddetli yaşarlar. Değersiz görülmekten korktukları için  oldukları gibi davranmayabilirler. Nitekim kendilerini doğal halleri ile değersiz görürler ve doğal davranırlar ise  toplum tarafından da “değersiz görülürüm korkusunu ” yaşadıkları  için doğal bir şekilde değil de yapmacık davranırlar.

Çevrenizde sizde görmüşsünüzdür: Bir ortamda, güzel bir kız gelince  konuşma şeklini, kullandığı kelimeleri vs. değiştiren insanları. Bu insanların bir anda kendilerini değiştirmelerindeki temel sebep; Kendilerini doğal halleri ile değersiz görmeleridir. Kendilerini doğal halleri ile değersiz gördükleri için karşı tarafın onların doğal hallerinde değersiz görmelerinden korkarlar. Neticede ise  bir anda konuşma şekillerini, kurduğu cümleleri değiştirirler.  İşte bu durum bir insanın başına gelebilecek en kötü durumlardan birisidir;

İNSAN’N KENDİSİNİ OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEMESİ VE KENDİSİNİ SEVMEMESİ !değersizlik-duygusunu-yenme

Kendisini değerli hissedebilmek için kendisini toplumun vicdanına bırakmış bir insan hayat içerisinde hiçbir zaman güç sahibi olamaz;  çünkü toplumdan değer görücem diye kendi davranışlarını, düşüncelerini bile yönetemeyen bir kişinin güç kazanması pek olası bir şey değildir.  Bu yüzden sağlıklı bir psikoloji ve güç kazanmak için en temel düzeyde kendinizi olduğunuz haliniz ile kabul edin ve kendinize değer verin.  Sizin değerli bir insan olabilmeniz için hiçbir şey yapmanıza gerek yok, insan olmanız bile sizin değerli bir varlık  olduğunuzun  en büyük kanıtıdır.

Unutmayın ki  sizin değerinizi hiç kimse belirleyemez  kimse de  öyle bir yetki yoktur; İnsan kendi değerini sadece kendisi belirler!

Değersizlik Duygusu Nasıl Yenilir? Değersizlik Duygusunu Yenme

Hayatınızdaki diğer insanların davranışları sizin değerinizi BE–LİR–LE–YE–MEZ ! İster anneniz olsun, ister babanız olsun, ister sevgiliniz olsun fark etmez. Bu hayatta insanların size karşı davranışları, sizin değerinizi belirlemez. Sizi değerinizi ancak siz belirlersiniz. Değersizlik duygusu ile mücadele edebilmeniz için ilk olarak bu gerçeği kabul etmelisiniz.  Hayatınızda “Bir kişi bana değer vermiyorsa, bu benim değersiz olduğum anlamına gelmez” düşüncesinin bilincinde olun.

Bir anne bebeğine değer vermiyorsa, o bebek için “değersiz bir bebektir” diyebilir miyiz? Elbette diyemeyiz. Aynı durum sizin içinde geçerli arkadaşlarınız, sevgiliniz, aileniz  size değer vermedi diye siz değersiz bir insan olmazsınız . Sadece siz kendinizi değersiz hissettiğiniz için “ben değersizim” inancını yaşarsınız. Ancak dışarından gelen davranışların sizin değerinizi belirlemediği inancını içselleştirirseniz, size karşı yapılan olumsuz davranışlarda “Ben değersizim” inancını yaşamazsınız  söz konusu olmaz.

Kendiniz İle Barışın

Kendinizi değersiz hissetmenizin panzehiri, kendinizi  olduğunuz gibi kabul etmenizdir.  Daha doğrusu  kendinizi, olduğunuz doğal haliniz ile değerli görmeye başlamanızdır. İnsanlar çok büyük paralar, başarılar kazandıktan sonra değer duygusunu  kazanabileceklerini zannediyorlar. Ancak kişinin kendisini değerli hissetmesi  bambaşka bir olaydır. Bu hayatta hiçbir varlığa sahip olmadığı halde kendisini değerli hisseden insanlar var.  Kişinin kendisini değerli hissedebilmesi için, kendisini olduğu hali ile değerli bir insan olarak görmesi  gerekir.

değersizlik-duygusu-nasıl-geçer

 

Kişi hayatına bakmalı ve her şeyi ile değerli bir insan olduğunu bilincinde olmalıdır . Cebiniz de 1 TL olmasa, sokakta yaşasanız dahi, kendinizi değerli görürseniz , kendinizi  değerli hissedersiniz. Ancak villada yaşasanız, altınızda son model arabalarda olsa kendinizi değerli bir insan olarak görmezseniz Kendinizi asla değerli hissedemezsiniz. Bu yüzden  “değerli bir insan” olucam diye, hayatınız da bir şeyler kazanmanız gerektiği inancını çöpe atın. Siz olduğunuz haliniz ile değerlisiniz, kendinize bu şekilde bakın. Ve unutmayın degersizlik duygusundan kurtulmak için kendiniz ile barışık olmanız gerekmektedir. 

Duygularınızı Bastırmayın! Benlik Duygunuzu Ortaya Koyun!

Özdeğer duygusu yüksek insanların  ortak özelliklerinden bir tanesi; içlerinden geldikleri gibi davranmaları, yaşadıkları duyguları bastırmamalarıdır.  Özdeğer duygusu yüksek insanların bu davranışları sergileyebilmelerinin temel nedeni; herhangi bir kaybetme korkularının olmamasından kaynaklanır.  Yani  değerlilik duygusu yüksek bir  insan,  dışarıdan ona verilen sevgiyi kaybetmekten korkmaz.  Kaybetmekten korkmayan bir insan ise  içinden geldiği gibi davranır; benlik duygusunu bastırmaz.

Ancak kendisini değerli hissetmeyen bir kişi, dışarıdan aldığı sevgiye çok önem verir ve  aldığı sevgiyi  kaybetmekten korkar. Dışarıdan aldığı sevgiyi kaybetmekten korkan insan ise içinden geldiği gibi davranamaz;  çünkü içinden geldiği gibi davranır ise karşı taraf  özdeğeri düşük insanla konuşmayı kesebilir ve konuşmayı keser ise özdeğer düşük ise dışarıdan aldığı sevgiyi artık alamaz.

İnsanlar ilişkilerinde, karşı taraftan aldıkları değeri kaybetmemek için kendilerinden taviz veriyor, haklı oldukları halde özür diliyor, içlerinden geldikleri gibi hareket etmiyorlar. Neticesinde ise değersizlik duygusunu yaşamaya devam ediyorlar; çünkü dışarıdan aldığınız değerlilik hissi geçicidir.

Çevrenizdeki insanlar bugün hayatınızda varken, yarın hayatınızdan bir çırpıda çıkarlar.  Bu yüzden kişi “Hayatının merkezine kendisini koyarak” hareket etmeli  ve kendi değerini kendisinde aramalıdır.

Özdeğer duygunuzun artığını hissetmek istiyorsanız, hayatınız içerisinde  duygularınızı bastırmadan hareket edin.  Karşınızdaki insan,  yaptığı davranışlar ile canınızı sıkıyorsa bana bu şekilde davranma demeyi bilin.  İlişkilerinizde yapmak istemediğiniz eylemlerde ” hayır ” demesini bilin,  haklı olduğunuz durumlarda haksızmış gibi özür dilemeyi bırakın.  Davranışlarınızı bu şekilde düzenlemeniz neticesinde, özdeğer duygunuzun artığını hissedeceksiniz.

Çevrenizden Onay Aramayı Bırakın!

İnsanlar beni bu şekilde beğenir mi? İnsanlar ne der? Bu şekilde demi davranmalıyım? gibi sorular ile kafanızı meşgul etmeyi bırakın. Kendinizi değerli hissedebilmenizin bir diğer yöntemi, kendi duygularınıza göre  hareket etmektir. Yani  hayatınız içerisinde  kendi iç sesinizi ön plana çıkarmaktır.

Kendilerini değersiz hisseden insanlar, diğer insanları bilinçaltı düzeyde  kendilerinden üstün gördükleri için  onların düşüncelerine çok önem verirler.  Diğer insanların düşüncelerine çok önem verdikleri için ise  “İnsanlar ne der?” düşüncesine hareket ederler. İnsanlar ne der ? düşüncesine göre hareket etmeleri neticesinde ise kendi benlik duygularını geliştiremezler.  Ancak bu düşüncenin tam zıttı “Ben ne isterim?” düşüncesine göre hareket etmek ise  içinizdeki benlik duygusunu geliştirir. Bu yüzden, hayatınızda  davranışlarınızı şekillendirirken ilk olarak “Kendi düşüncelerinizi ” ön planda tutun.   “Ben ne isterim?” düşüncesi ile hareket edin.

Bu Duyguyu Nerede Yaşadığınızın Farkına Varın ve Davranışlarınızı Değiştirmeye Çalışın

Değersizlik duygusu nasıl geçer? sorusuna verilecek en önemli cevaplardan birisi de: Bu duyguyu yaşadığınız yerleri keşfetmeniz ve bu duyguyu yaşadığınız andaki sergilediğiniz davranışların tam tersini sergilemek olacaktır.  Değersizlik duygusunu hayatınızın her alanında yaşayabileceğiniz gibi hayatınızda sadece belirli alanlarda da yaşayabilirsiniz.  Mesela erkek ortamında kendisini değersiz hissetmeyen bir kişi, kızların olduğu bir ortamda kendisini değersiz hissedebilir.  Burada bu hissin nerede yaşandığı pek önemli değildir. Önemli olan  değersizlik duygusunun  hissedildiği bir  anda sergilenen davranışları tam tersine, çevirmektir.

Mesala değersizlik duygusu  yaşadığınız bir anda, bulunduğunuz ortamı terk ediyorsanız, tam tersini yapın ve  o ortamda kalın.  Değersizlik duygusu yaşadığınız  bir anda sessiz kalmayı tercih ediyorsanız, tam tersini yapın ve konuşmaya başlayın.

Unutmayın ki  sergilediğimiz yeni davranışlar, yeni düşünceler ve yeni duygular oluşturur. Oluşan yeni düşünceler ve yeni duygular neticesinde ise değişim başlar.

Meydan Okuma Terapisini Uygulayın!

Meydan Okuma Terapisi demek, sizin itaatkar davranıp hissedeceğiniz durumlara gireceğiniz insanlarla sosyal etkileşime girmeniz demektir. Meydan okuma, “düşmanca” olmak zorunda değildir, küçük bir kendini tanıtma kadar basit olabilir. Aşağılık duygusu hisseden insanlar bilinçaltında, tanımadıkları insanların kendilerinden daha “yukarıda” olduklarını hissederler. Bu nedenle yabancı birine merhaba bile demeye çekinirler.

Meydan okuma terapisine örnek vermek gerekirse; her hafta bilinçaltı düzeyde kendinizden yüksekte gördüğünüz 7 insanın yanına gidip kendinizi tanıtmanızdır . Kızları kendinden üstün görüyorsan o zaman git ve kendini 7 farklı kıza tanıt veya kendinden yaşça büyükleri kendinden büyük görüyorsan gidip kendini onlara tanıt.

Meydan okuma terapisinin anahtarı, konuşmada karşı tarafla eşit seviyede olduğunuzu kendini iç dünyanıza tekrarlayıp hissetmektir. Özdeğer duygusunu artırabilmenin en önemli adımlarından birisi de hayatın içine girmek  ve “meydan okuma terapisini” uygulamaktır.

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

One thought on “Sosyal İlişkilerinizdeki En Büyük Düşman: Değersizlik Duygusu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir