Zihin Nedir? Nasıl Çalışır? Zihine Dair Merak Ettikleriniz

Makalemize ilk olaraktan zihin nedir? Sorusuna cevap vererekten başlayalım. 

Zihin, en kısa açıklaması ile; Bilinç akışı olarak tanımlanabilir. Ayrıca zihin kavramı, insanların bilinçaltı düşüncelerini içermek içinde kullanılır. Zihin ne demek sorusunun cevabı en kısa tanımı ile bu şekilde açıklanabilir.  

Günümüz dünyasında zihin kavramı üzerine insanların bilgisi oldukça azdır. Nitekim okullarda veya aile içinde zihin üzerine hiçbir şekilde eğitim verilmiyor. Doğal olaraktan bu konularda bilgisiz kalıyoruz. Ancak zihin konusu bir insanın bilmesi  gereken en önemli konular arasındadır.

Nitekim değişim için, alışkanlıklardan kurtulmak için, başarıya ulaşmak için zihnin nasıl çalıştığını bilmeliyiz. Çünkü hayatımızda büyük oranda söz sahibi olan, etkileyen alt bilinçtir. Yani bilinçaltı da denilebilir. Zihin mekanizmasının işleyiş tarzını biraz daha yakından inceleyelim.

(Bkz: Bilinçaltı Zihin Nedir?

Zihin Nasıl Çalışır?

Zihniniz, görünmeyen en değerli varlığınızdır. Her zaman sizinle birliktedir.  Yalnızca onu kullanmayı öğrendiğinizde en şaşırtıcı güçlerinden yararlanabilirsiniz.

Zihin hakkında bilmeniz gereken en önemli bilgi, zihnin iki işlevi olduğudur; bilinç ve bilinçaltı. Bilinçli zihniniz ile düşündüğünüz her şey, daha sonra düşüncelerinizin doğasına bağlı olarak bilinçaltına geçer. Bilinçaltına geçmiş bir düşüncenin artık sizin hayatınızda etkisi olacaktır. 

Bilinçli zihniniz sayesinde şuanın farkında olursunuz, iyi ile kötüyü ayırt edersiniz, güzel ile çirkini ayırt edersiniz, ve düşünebilirsiniz. Çünkü bilinçli zihnin muhakeme yeteneği vardır. Ancak zihnin bir diğer işlevi olan  bilinçaltı  zihnin muhakeme yeteneği yoktur. O iyi ile güzeli, kötü ile çirkini, günah ile sevabı ayırt edemez. O sadece bilinçli zihnin doğru olaraktan kabul ettiği düşüncelerini, gerçekleştirmeye çalışır

Mesela siz  “ders çalışma” eylemine, “ders çalışmak çok sıkıcıdır, ders çalışmanın insana hiçbir yararı olmaz” gibi düşünceleri doğru olarak kabul etmişseniz, bilinçaltı bunu gerçekleştirmeye çalışır ve normal hayatta, hiçbir şekilde ders çalışasınız gelmez. Ancak, “ders çalışmak insan fayda sağlar, ders çalışmaktan zevk alıyorum” gibi düşüncelere sahip olursanız, ders çalışma eylemine başlamak sizlere  sıkıcı gelmez. 

Burada hatırlanması gereken en önemli nokta şudur: Bilinçaltı bir fikri, düşünceyi kabul ettiğinde, bunu yerine getirmeye başlar. Bilinçaltı yasasının iyi ve kötü fikirler için aynı şekilde işlemesi, şaşırtıcı ve hassas bir gerçektir.

Yani siz “Ben aptalım” gibi olumsuz bir düşünceyi doğru olarak kabul ederseniz ve inanırsanız, bilinçaltı zihniniz bunu gerçekleştirmeye çalışır. Ve aptalca davranışlar sergilemeye başlarsanız. Bu yasa, olumsuz bir biçimde uygulandığında; başarısızlığın, hayal kırıklığının ve mutsuzluğun nedenidir. Alışılmış düşünme biçiminiz uyumlu ve yapıcı olduğunda ise son derece sağlıklı, başarılı ve zengin olursunuz.

Doğru şekilde düşünüp hissetmeye başladığınızda, zihinsel huzur ve sağlıklı bir beden kaçınılmazdır. Zihinsel olarak istediğiniz ve doğru olduğunu hissettiğiniz şeyleri bilinçaltınız kabul edecek ve uygulamaya koyacaktır. Yapmanız gereken tek şey bilinçaltınıza doğru düşünceyi  kabul ettirmektir. Bundan sonra, bilinçaltı yasası arzuladığınız sağlık, huzur ve zenginliği ortaya çıkaracaktır. Siz komut ya da talimat verdiğinizde , bilinçaltınız kendisine aktarılan fikri sadakatle üretecektir.

Psikolog ve psikiyatırlar, düşünceler bilinçaltınızı iletildiğinde, beyin hücrelerin de etkilerin oluştuğunu söylerler. Bilinçaltı bir fikri kabul eder etmez, bunu bir an önce uygulamaya koymaya çalışır. Fikirleri birbiriyle ilişkilendirerek, amaca ulaşmak için hayatınız boyunca topladığınız tüm bilgileri kullanır.

Peki bilinçaltı bir düşünceyi nasıl kabul eder? 

zihin-nasıl-çalışır

Bir Düşünceyi İnanç Haline Nasıl Getirebilirsiniz? 

Yaşamınız içerisinde olumlu bir düşünceyi, inanç haline getirebilmeniz için, bazı eylemleri gerçekleştirmeniz ve bazı varlıklara sahip olmanız gerekir. Cümleyi açacak olursam bir örnek vereyim; Bu makaleyi okuyan birçoğunuz, olumlama, kendi kendine telkin gibi bilinçaltı düşünce kabul ettirme tekniklerini duymuşsunuzdur.

Bu tekniklere göre, olumlu bir düşünceyi bilinçaltı zihninize kabul ettirmek için, belirli bir düşünceyi sürekli olaraktan tekrar edersiniz. Ve bilinçaltı zihniniz de belirli bir zamandan sonra, tekrar ettiğiniz düşünceleri bir gerçeği olarak kabul eder. 

Teoride harika gözüken, bu teknikler, gerçek hayatta pek fazla bir işe yaramaz. Çünkü, bilinçaltının dili; duygudur. Yani bilinçaltının bir düşünceyi kabul etmesi için duygulara ihtiyacı vardır. Ancak, olumlama veya kendi kendine telkin gibi tekniklerde duygu yoktur. Bunu oluşturamazsınız. Nitekim, siz aynanın karşısına geçip “ben özgüvenliyim” diye telkinde bulunduğunuzda, orada bir duygu yoktur!

Neticede ise, bilinçaltı zihniniz bu telkininizi kabul etmez. Ancak, gerçek hayatta herhangi bir korkunuzun üzerine gitseniz ve korkunuza rağmen bazı olumsuz duygular ile yüzleşseniz, işte o zaman özgüven duygusunu hissedersiniz ve bilinçaltı zihniniz, kendinize telkin yapmadan dahi, sizin özgüvenli bir insan olduğunuza inanmaya başlar. Yani siz kendinizin özgüvenli bir insan olduğuna inanmaya başlarsınız.

( Bkz: Özgüven nasıl kazanılır ?

Buradan anlayacağınız üzere, hayatınız içerisinde olumlu yeni inançlar oluşturmak istiyorsanız, hayatın içine girin. Kendinizin cesur bir insan olduğuna inanmak istiyorsanız, korkularınız ile yüzleşin; zengin bir insan olduğunuza inanmak istiyorsanız, gidin ve ticaret yapın, elinize yüklü miktarlarda para geçince zaten zengin olduğunuza inanmaya başlıyacaksınız. İşte o zaman, kendi kendine telkin gibi prensipleri kullanmanıza gerek kalmayacak.

Bilinçli Zihin Ve Bilinçaltı Zihin Arasındaki Farklar

Bilinç ve bilinçaltının iki zihin olmadığını unutmayın. Onlar bir zihindeki iki faaliyet alanıdır. Bilinciniz, akıl yürüten zihindir. Zihnin seçim yapan safhasıdır. Örneğin kitaplarınızı, evinizi, hayattaki eşinizi seçersiniz.

Bütün kararlarınızı bilincinizle verirsiniz. Öte yandan, hiçbir bilinçli seçim yapmasanız da kalbiniz otomatik olarak çalışmaya devam eder; sindirim, dolaşım ve solunum gibi hayati fonksiyonlarınız sürer. Bunları bilinçaltınız, bilinçli kontrolünüzden bağımsız süreçler aracılığıyla gerçekleştirir.

Bilinçaltınız, kendisine iletilenleri ya da bilinçli olarak inandıklarınızı kabul eder. Bilincinizin yaptığı gibi bir şeyleri muhakeme etmez, sizinle tartışmaz. Bilinçaltınız, iyi ya da kötü bütün tohumları kabul eden bir toprak yatağı gibidir. Düşünceleriniz faaldir, bunlar tohumlardır. Olumsuz, yıkıcı düşünceler de bilinçaltınızda olumsuz bir biçimde çalışmayı sürdürür. Er ya da geç bunlar ortaya çıkar ve içerikleriyle ilişkili bir dış deneyim olarak şekil alırlar.

Psikologların Yaptığı Deneyler

Psikologlar ve diğer uzmanlar, hipnotik trans halindeki kişiler üzerinde sayısız deneyler gerçekleştirmişlerdir. Bu araştırmalar, bilinçaltının akıl yürütme süreci için gerekli olan seçim ve karşılaştırmaları yapmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bilinçaltınız her telkini yanlış da olsa kabul eder. Sonrada telkinin doğasına göre tepki verir. 

Bu deney bizlere üst bilincin, yani bilinçli zihnin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgular. Nitekim, eğer bilinçli zihnimiz olmasaydı, ne kendimizi yöntebilirdik, ne de kendi hayatımız üzerinde söz sahibi olabilirdik. 

Nesnel  Zihin – Öznel Zihin

Bilinciniz zaman zaman nesnel zihin olarak adlandırılır; çünkü dış nesnelerle ilgilenirler. Nesnel zihin, nesnel dünyanın farkındadır. Gözlem araçları; beş fiziksel duyudur. Nesnel zihnimiz çevreyle temasınız sırasında rehberiniz ve yönetmeninizdir. Beş duyunuz aracılığıyla bilgi toplarsınız.. Nesnel zihniniz de gözlem deneyim ve eğitim aracılığıyla öğrenir. Daha önce de belirttiğimiz gibi nesnel zihnin en büyük işlevi akıl yürütmedir.

Bilinçaltı genelikle öznel zihin olarak adlandırılır. Öznel zihin çevresinin farkındadır, ancak bu farkındalık beş fiziksel duyu aracılığıyla gerçekleşmez. Öznel zihin sezgiler yoluyla algılar. Burası, duygularınızın bulunduğu yer ve belleğin deposudur. Öznel zihin, en büyük işlevlerini, nesnel duyular faaliyette olmadığında gerçekleştirir. Başka bir deyişle, nesnel zihnin, uyku halindeyken  öznel zihin kendini gösterir .

zihin-nedir

Bilinçaltı Zihin Bilinçli Zihin Gibi Akıl Yürütemez

Bilinçaltı, kendisine söyleneni muhakeme etme ya da tartışma yeteneğine sahip değildir. Ona yanlış bilgi verirseniz, bunu doğru kabul eder. Sonra bu bilgiyi gerçek kılmaya çalışır. Telkinlerinizi, bunlar yanlış olsa bile, koşullara, deneyimlere ve olaylara dönüştürür. Unutmayın ki  bilinçaltı zihniniz doğru ile yanlışı hiçbir zaman ayırt etmez. O sadece  doğru kabul ettiği düşünceyi gerçekleştirmeye çalışır. 

Telkinin Büyük Gücü

Şimdiye dek tartıştıklarımız sonucunda gördüğümüz gibi, bilinciniz “kapıdaki bekçi” gibi hizmet eder. En önemli görevlerinden biri , bilinçaltını yanlış etkilerden korumaktır. Bunun bu kadar önemli olmasının ardında zihnin temel yasalarında biri vardır, bu  yasa: Bilinçaltı telkinlere karşı hassastır, ama yukarıda açıkladığım üzere, duygular ile karışık olan telkinlere karşı açıktır. 

Bildiğiniz gibi bilinçaltı karşılaştırmalar yapmaz. Akıl yürütmez ve yorumda bulunmaz. Bunlar, bilincin işlevleridir. Bilinçaltı  yalnızca bilincin kendisine ilettiği etkilere tepki verir. Farklı eylem biçimleri arasında seçim yapmaz. Sadece verileni alır.

Telkin duygular ile karıştığında çok  güçlüdür . Bir o yana bir bu yana sallana bir gemide olduğunuzu hayal edin. Son derece korkmuş görünene yolculardan birine yaklaşıyor ve şöyle diyorsunuz; “Pek iyi görünmüyorsun, suratın yemyeşil olmuş; herhalde deniz tutu seni. Kamarana kadar sana yardımcı olmamı ister misin?” dediğinizde yolcunun yüzü bembeyaz olur.

Deniz tutması konusundaki telkininiz, onun kendi korku ve sezgileriyle birleşir. Kendisine kamarasına kadar eşlik etmenizi ister. Oraya vardığınızda, kendisinin de kabul ettiği olumsuz telkininiz gerçek olur.

Aynı Telkine Farklı Tepkiler

Farklı kişilerin aynı telkine farklı tepkiler vereceğini bilmek önemlidir. Bunun nedeni; bilinçaltında farklı koşullanma ve inançların olmasıdır. Bu düşünceyi lütfen kabul edin; hayat içerisinde her insanın kendine ait farklı düşünceleri, farklı inançları vardır. Günümüz dünyasında birçok insan bu basit gerçeği kabul etmekte zorlanmaktadır. 

( Bkz; Çomar kimdir ?

Aynı telkine farklı tepkiler, konusunu anlamak için daha iyi anlamak için yukarıdaki vermiş olduğumuz örnekte devam edelim; gemide yolculardan birini seçmediğinizi, mürettebattan birine yaklaştığınızı düşünün; “Dostum, pek iyi görünmüyorsun. Acaba seni deniz mi tutuyor?” derseniz gemici ruh haline bağlı olarak ya bu kötü şakanıza güler ya da defolup gitmenizi söyler. Telkininiz onun üzerinde hiçbir gücü yoktur. Çünkü deniz tutması fikrini zihninde buna karşı olan bağışıklığıyla ilişkilendirmiştir. Bu nedenle bu telkin onda korku ya da endişe değil, kendine güveni ortaya çıkarmıştır.

Bir sözlükte telkinin, birinin kafasına bir şey sokma eylem ya da niyeti olduğu söylenmektedir. Bu ileri sürülen düşünce ya da fikri benimsendiği, kabul edildiği ya da eyleme geçirildiği zihinsel süreçtir. Unutmayın; bir telkin, bilincin iradesine karşı gelerek, kendini bilinçaltına empoze edemez. Bilinçaltı telkini reddetme gücüne sahiptir.

 

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir