Başarının Sırrı!

Hayat içerisinde, başarılı olmak, başarılı hissetmek, kazanmak, güç sahibi olmak gibi kavramları çocukluk yıllarımızdan itibaren duymaya başlarız. Küçük bir çocukken ailemizin bizi, arkadaşlarımız veya tanımadığımız başka bir ailenin çocuğu ile kıyaslamasından ötürü dolaylı yoldan başarı ve başarısızlık kavramlarını öğreniriz. Yaşımız ilerledikçe öğrendiğimiz başarı kavramı bizler için çok daha önemli hale gelmeye başlar. Çünkü başarılı insanlara diğer insanları saygısı vardır ve herhangi bir alanda başarı kazanmış kişiler ellerindeki varlıklar, imkanlar sayesinde her insanın isteyeceği hayatı yaşayabilirler.

Başarıya ulaşmış kişilerin hayatlarını girdiğiniz ortamlarda, internet aleminde, televizyonlarda sıklıkla duyarsınız. Çünkü toplumu oluşturan bireyler, başarıya ulaşmış insanları bilinçaltı düzeyde kendilerinden üstün görürler ve onların yanında olmak isterler. Doğal olaraktan ise verecekleri her örnekte onlardan bahsederler.

Peki “başarılı” denilen insanlara neden başarılı denir? Bu insanların özellikleri nelerdir? Başarılı ve başarısız  insan arasındaki farklar nelerdir? Başarılarınızın önünde duran en büyük engel nelerdir? Başarılı bir insan olabilmeniz için yapmanız gerekenler nelerdir? 

Başarı Nedir? Başarılı İnsan Kimdir?

Dünya üzerindeki bazı maddi ve manevi varlıklar, az bulunur ve çok talep görür. Bunları örnek vermem gerekirse para, şöhret, statü vs. Diyebiliriz. Toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğunun elinde para, şöhret, yüksek statü  yoktur. Bizler toplumda çok az bulunan bu varlıklara ulaşabilmiş insanlara “Başarılı bir kişi” gözüyle bakarız. Yani aslında başarı demek,  “Az bulunan varlıklara ulaşabilmek” demektir. Buna ister küçük çerçeveden bakalım, ister büyük çerçeveden bakalım bu değişmez.

Başarının olduğu, başarıya ulaşılmış bir yerde, toplum içerisinde az bulunan bir varlık kesinlikle vardır. Mesela küçük bir çerçeveden bakacak olursak 1.000 kişinin girdiği bir sınavdan 1.ci olan kişi başarılı bir kişidir ve bu kişinin ulaşabildiği manevi varlık; yüksek statüdür. Çünkü 1000 kişi içerisinden 1’ci olarak çıkmıştır ve bu birincilik kişiye yüksek statü kazandırır.

Anlayacağınız üzere başarıya ulaşmak demek, toplum içerisinde çok az bulunan bir varlığa herhangi bir şekilde ulaşmak demektir. Kimileri girdikleri sınav sayesinde başarı kavramını ve hayat içerisinde az bulanan bir değeri kazanırken, kimileri şarkı söyleyerek, kimileri ticaret yaparak bu kavramı ve değerleri kazanır. Burada anlamamız gereken nokta: Başarı ve varlıkların aynı oranda yükselmesidir. Başarı artıkça varlıklar da artmaya başlar ve artan varlıkların neticesinde toplum varlık kazanan kişiye “başarılı” gözü ile bakmaya başlar. Çünkü toplumun büyük çoğunluğunda başarılı denilen kişilerin ellerindeki varlıklar bulunmaz. Bu sebepden ötürü diyebiliriz ki, “Bizleri aslında başarılı kişilerin ne yaptıkları ve başarıya nasıl ulaştıkları ilgilendirmiyor, bizi ilgilendiren ellerinde bulunan maddi ve manevi varlıklardır.”

Mesela Acun Ilıcalı’ya geçmişten beri “Televizyonların dahi çocuğu” lakabı verilmiştir ve medya tarafından sıklıkla bu cümle söylenir. Bu cümlenin mealine göre Acun Ilıcalı Türkiye’nin en başarılı TV programcısıdır. Burada medya tarafından söylenen bu cümlenin söylenme sebebi Acun Ilıcalı’nın başarılı bir TV programcısı olmasından ziyade Türkiye’nin en zengin insanları arasında olmasıdır. Yoksa Acun Ilıcalı’dan daha kaliteli TV programcısı olup da bu ünvanlara erişemeyen insanlarda vardır. Toplumun bu davranışı bize gösterir ki bizler varlıklara sahip olan insanlara başarılı gözü ile bakarız. Bu yüzden diyebiliriz ki başarı demek bir hedefe ve hedefin getirilerine ulaşmak demektir.

Hayatın Adaleti

Hayat içerisinde başarılı olmuş herhangi bir kişinin az bulanan değerlere ulaşabilmesinde ki gerçek sebep: Toplumun büyük çoğunluğunun yapamayacağı davranışlarda, girişimlerde bulunmalarıdır. Mesela başarılı bir insan olan Cem Yılmaz örneğini inceleyecek olursak, toplumdaki kaç kişi yüzlerce insanın karşısına çıkıpda onları güldürebilme cesaretinde bulunabilir? Toplumdaki kaç kişi Jeff Bezos’un ( Amazon.com kurucusu ) yaptığı gibi gelecekte ne kazanacağını bilmediği bir site üzerine sürekli emek vererek bir bilinmemezliğin içine girebilir? Toplumdaki kaç kişi büyük siyasetçilerin yaptığı gibi hayatlarını sürekli çalışmaya, mücadeleye adayabilir? Bu soruların cevapları yok denilcek kadar azdır. Yani başarılı olmuş, toplumun büyük çoğunluğunun ulaşamadığı varlıklara ulaşabilmiş insanlar toplumun büyük çoğunluğunun yapamayacağı işleri yaparak hayata karşı bir bedel ödemişlerdir . Bu duruma, HAYATIN ADELETİ denir .

Unutmayın: Hayat içerisinde başarı kavramını hak edebilmek için toplumun büyük çoğunluğunun yapamayacağı cesaretlerde, girişimlerde bulunmalısınız, ancak o zaman hayat içerisinde başarılı bir insan olabilirsiniz. Başarı olgusuna günde 8-10 saat yatarak, bilgisayar oyunları oynayarak, Youtube’da boş videolar izleyerek, korkularınızdan kaçarak, kendinizi geliştirmeyerek ulaşamazsınız. Eğer bunları yaparak başarıya ulaşılsaydı, başarı kavramının hiçbir anlamı kalmazdı.

Başarılı İnsan, Başarısız İnsan Ve Amacı Olmayan İnsan

Hayat içerisinde başarılı insan ve başarısız insan aynı kefededir. Çünkü her ikisinin de başarmak istediği bir hedef vardır ve birisi hedefine ulaşırken, diğeri hedefine ulaşamamıştır. Hedefine ulaşamayan kişi, başarısızlığının ardından azimli bir şekilde tekrardan hedefine odaklanırsa, hedefine büyük ihtimalle ulaşacaktır. Zaten hayat içerisinde başarıya ulaşmış her insan hedefine tek seferde ulaşamamıştır.

Başarılı insanların, başarı kazanma yolundaki ilk deneyimleri her zaman başarısızlık olmuştur. Başarılı insan ile başarısız insan aynı kefededir diye söylememin sebebi bu yüzden . Çünkü başarısız insan, başarısız olarak başarılı insanın geçtiği yollardan geçmektedir ve başarısız olmasına rağmen azimle yoluna devam ederse büyük ihtimalle hedefine ulaşacak, yani başarılı bir insan olacaktır. Bu yüzden bir hedefiniz varsa ve hedefinize ulaşmak için çaba gösteriyorsanız, yaşayacağınız olumsuz deneyimler sizin morelinizi bozmasın. Nitekim siz hiçbir şey kaybetmeyerek, yeni tecrübeler kazanarak başarılı bir insan olma yolunda ilerliyorsunuz.

Başarılı ve başarısız insanları inceledik ve her ikisinin de kaybetseler de  kazansalar da yeni deneyimler kazandıklarını öğrendik. Şimdi sırada hayat içerisinde hiçbir amacı olmayan, çocukluk ergenlik evrelerini bitirmiş ama hala ergen gibi davranan, işi gücü hayatı şikayet etmek olan, başarısız olan bir insana bakarak kendisini mutlu eden, başarılı bir insana bakarak “onlar zaten doğuştan şanslı, benim bahtım kara” diyerekten kendisini tekrardan yine mutlu eden insan türünü, yani amacı olmayan insanları tanıyalım.

Hayat içerisinde amacı olmayan bir insanı, rüzgarın önündeki bir yaprağa benzetebiliriz; rüzgar yaprağı nereye götürürse yaprakta hiçbir şey yapamadan oraya gidecektir. İşte hayat içerisinde amacı olmayan bir insanı da hayat rüzgarı nereye götürürse, oraya gidecektir.

Hayat içerisinde amaçsız olmanın insana vereceği zarar çok fazladır. Amacı olmayan insanların, kendi hayatları üzerinde kontrolü olmadığı gibi hayat içerisinde kazanacakları yeni deneyimler yoktur. Nitekim amaçsızlık insanı harekete geçirmez, harekete geçemeyen insan ise yeni deneyimler kazanamaz. Buna benzer yüzlerce zarar sayabiliriz. Ancak burada amaçsız olmanın zararlarından bahsetmek yerine toplumun büyük çoğunluğunun neden amaçsız bir şekilde yaşadığından bahsetmek daha uygun olacaktır.

Günümüz dünyasında toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğu amaçsız bir şekilde yaşamaktadır. Bunun en büyük sebebi ise günümüz dünyasını oluşturan teknolojilerin, sistemlerin insanları boş bir şekilde yaşamaya sürüklemesidir. Mesela kapitalist sistemde çalışan bir işçi büyük ihtimalle hayat içerisinde var olan büyük bir hedefi, amacı yoktur. Çünkü bu kişinin en başta hayatına hedef koyabilecek ne zamanı vardır ne de zihin boşluğu, bu kişinin hayatı iş – ev,  otobüs – uyku olmuştur. Belki 2- 3 saatlik boş zaman dilimi vardır ancak o zaman diliminde de kişisel ihtiyaçlarını karşılar.

Aynı şekilde sosyal medyanın da amaçsız insanların oluşmasında büyük katkısı vardır. Nitekim sosyal medya yüzünden insanlar zamanlarını anlamsız bir şekilde öldürmektedir. Kadını olsun erkeği olsun fark etmeden 20 – 25 yaşına gelmiş insanların aptalca paylaşımlarına bakarak, sosyal medyanın amaçsız insan yetiştirmedeki payını anlayabilirsiniz.

 Sosyal medya boş paylaşım yapan kişilerin en büyük ikinci özellikleri ise profesyonel duyar kasıcı olmalarıdır. Mesela mutlaka gün içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün bir fotoğrafını paylaşırlar ve altına “Atam nerdesin, güne pozitif başlayalım” gibisinden cümleler yazarlar. Tabi ki de yazılan bu güzel sözlerin amacı gerçek sevgiden kaynaklanmaz, duyar kasmak isteminden kaynaklanır. Çünkü duyar kasılırsa, beğeni artar, beğeniler artarsa hit sayısı yükselir belki de günün hit paylaşımı olur ve ilgi bagımlısı olmuş kardeşlerimiz biraz daha takipçi kasabilirler. Şahsen bir milletin en kutsalını, prim aracı olarak kullanmaları beni kendilerinden tiksindiriyor.

Kısacası bilmelisiniz ki günümüz dünyası boş insan yetiştirme üzerine kurulmuş desek yeridir. Bunu ister okulda veya üniversitelerde verilen eğitimlerden tutun, ister kullandığımız teknolojik aletlerden tutun, ister kapitalist sistemden tutun fark etmez. İnsanlar artık hayatlarına koyabilecekleri bir hedef dahi belirleyemeden hayatlarına devam ediyorlar. Bu yüzden her ne koşulda olursanız olun, hayat içerisinde başarılı bir insan olmaya çalışın, başarılı olamasınız da üzülmeyin ve azimle hedeflerinize doğru tekrardan gidin. Çünkü başarısızlıklar sizlere başarının anahtarlarını verir.

Başarılarınızın Önünde Duran En Büyük Engel: KORKULAR

Hayatınızda belirlediğiniz bir hedef var ise ve o hedefe ulaşmak için harekete geçmiyorsanız, daha doğrusu geçemiyorsanız  ilk önce neden harekete geçemediğinizi öğrenmeli, sizi engelleyen korkuların farkına varmalısınız. Unutmayın ki yapmak istediğiniz, herhangi bir isteğinizi yapmamanızın en büyük sebebi farkında olmadığınız korkulardır. Aşırı dozda yaşadığınız korkular sizi kendisine hapseder ve harekete geçmenizi engeller.

Bu korkulara örnek verecek olursak: Hata yapma korkusu, rezil olma korkusu, reddedilme korkusu, başarısız olma korkusu, kaybetme korkusu, eleştirilme korkusu diyebiliriz. Yaşadığınız bu korkular farkında olmasınız da başarıya ulaşmak için ortaya koyacağınız potansiyelinizi engeller. Bu yüzden ilk olarak yapmak istediğiniz işi neden yapmadığınızı, hangi korkularının sizi engellediğini farkına varın. Kendinizde olan korkuları bulabilmeniz için kendinizi sorgulamayı öğrenin, elinize bir kağıt alın ve ne yapmak istediğinizi ve neden yapamadığınızı sorgulayarak zihninizde duran engelleri fark edin.

Bu uygulamayı ne kadar yapmak istemeseniz de sessiz bir odaya geçin ve yapın. Bu uygulamadan sonra farkına varacaksınız ki hayat içerisinde aslında sizi yönetenin siz değil korkularınızın olduğunu, insanların sizin hakkınız da ne düşündüğünü ne kadar çok umursadığınızı, korkularınız yüzünden hayallerinizden nasıl vazgeçtiğinizin farkına varacaksınız. Emin olun sizi engelleyen korkularınızı fark etmeniz durumunda başarınızın önünde duran engellerin yarısını ortadan kaldırmış olacaksınız. Çünkü artık bilinmeyen bir durum ile değil bildiğiniz bir durum ile mücadele edeceksiniz. 

( Bkz: FARKINDALIK VE UYGULAMA )

Unutmayın ki  başarılı insanlar korkmayan insanlar değildir. Onlarında muhakkak korkuları olmuştur. Ancak onları başarılı bir kişi konumuna sokan da bu korkuları ile yüzleşmeleri olmuştur. Korkularınızla adım adım yüzleşmeye başlayınca fark edeceksiniz ki korkularınızın zannettiğiniz kadar büyük olmadığını, zihninizin korkular ile yüzleşmemek için sizlere oyun oynadığını fark edeceksiniz. Sonrasında ise “Bu korkum ile keşke daha önce yüzleşseydim” diyeceksiniz.

Başarılı Bir Kişi Olabilmeniz İçin Bilmeniz Gerekenler

Hayat içerisinde kazanılan farklı başarıların ortak prensipleri vardır. Yani başarı kavramının kendine özgü prensipleri vardır. Bu prensipleri yerine getirmeden başarı sizin hayatınıza uğramaz .

Başarının Prensipleri Nelerdir?

  • İSTEMEK

İstemek kavramı toplum tarafında çok sık kullanılan bir kavramdır. Toplumdaki herkes, hayatının belli bir alanında bazı şeyleri sürekli ister durur. Ancak toplum içerisindeki bireylerde bulunan isteklerin % 90! yüzeysel isteklerdir. Yani gerçek bir istek değildir. Gerçek istek: Canı gönülden istenir . Hayatınızda gerçek bir isteğiniz aklınıza gelince, heyecanlanırsınız, mutlu olursunuz. Bu heyecan ve mutluluk isteğinizin önünde duran engelleri yıkmanıza vesile olur. Eğer hayatınızda var olan bir isteğinizi düşünüyorsanız ve o istek sizi heyecan, mutluluk vermiyorsa siz gerçek anlamda o isteği istemiyorsunuzdur. Bu yüzden isteklerinize, başarılarınıza ulaşmak istiyorsanız kazacağınız başarının sizi heyecan vereceğinden emin olmalısınız. Yoksa başarı yolunda ilerlerken karşınıza çıkan engeller, sizi çok çabuk pes ettirir.

  • KARARLILIK

Başarıya ulaşmış her insan hayatında mutlaka başarısızlığı da görmüştür. Ancak başarısızlıktan sonraki kararlık onları tekrardan başarılı bir insan olma yoluna itmiştir. Kararlı olmak hayat içerisinde çok önemlidir. Çünkü herhangi bir işi başarmak için kararlı olmanız neticesinde, beyninize kaçış yolunu kapatırsınız ve beyninizde rahat alanına dönebilmek için karar verdiğiniz işi başarmanız için mevcut potansiyelini ortaya koyar.

Kararlılığın önemini anlatan çok güzel bir söz var: ARKAMDA BIRAKTIĞIM KÖPRÜLERİ YIKARIM Kİ  İLERLEMEKTEN BAŞKA ÇAREM KALMASIN!

başarı

  • ÇALIŞMAK

Medya tarafından bizlere sürekli olarak başarılı kişilerin hayatları, geçmişte yaşadıkları fakirlikleri vb durumları gösterilir ve genelde başarıya ulaşmış insanlar da kendi hayatlarından bahsederken bu konulardan bahsederler. Kimse bize başarılı bir kişinin başarıya ulaşmak için ne kadar süre çalıştığını, başarı yolunda ilerlerken hangi prensipleri keşfettiğini ve o prensiplerin ona nasıl yardımcı olduğundan bahsetmez. Sadece elindeki varlıklarından  bahsedilir. Ancak bilinmelidir ki herhangi bir alanda başarıya ulaşmış bir kişinin geçmişinde büyük bir emek vardır. Yani çalışma olmadan, konuya yoğunlaşmadan başarı gelmez.

Başarı sadece emek vermek değildir, yukarıdaki ve aşağıda söyleyeceğim prensiler ile başarı gelir ancak başarının en büyük prensibi, şüphesiz ki emektir, çalışmaktır, yoğunlaşmaktır. Bu yüzden ulaşmak istediğiniz başarılarınıza günde 30 dk 1 saat çalışarak ulaşamayacağınızın farkına varın ve elinizden geldiğince başarılı olmak istediğiniz konunun üzerine yoğunlaşın.

  • HEDEF BELİRLEMEK

Nereye ulaşmak istediğinizi bilmeden başarılı olma şansınız yoktur. Zaten başarı demek bir hedefe ulaşabilmek demektir. Bu yüzden hedefiniz yoksa başarınız da olmayacaktır. Çünkü başarının ilk adımı başarmak istediğiniz bir hedefinizin olmasıdır. Çalışmak, kararlı olmak gibi başarının diğer prensipleri hedef belirletikten ve gönülden istedikten sonra gelir. Bu yüzden isteğinizi gerçekleştirmek için kendinize bir hedef belirleyin ve o hedef doğrultusunda elinizden geldiğince çalışın.

  • BAHANELERİ GÖRMEZDEN GELMEK

Bahane üretmek her insanın doğasında var olan bir eylemdir. Bahane üretmemizdeki asıl sebep ilkel zihnimizin (Nefis veya bilinçaltıda diyebilirsiniz ) Bizim modern isteklerimize karşı, ilgisiz olmasında kaynaklanır. Yani ilkel zihniniz sizin hayattaki başarılarınızı, hedeflerinizi umursamaz. Onun istekleri enerjisini korumak, yemek, içmek, üremek gibi temel güdülerimizdir. Sizin hedefleriniz doğrultusunda çalışmanız, enerji harcamanız ilkel zihniniz tarafın çok sıkıcı ve anlamsız gelir. Bu yüzden bu gerçeği aklınızdan çıkarmayın. Bilin ki çalışmak istediğinizde aklınıza gelen bahaneler, ilkel zihniniz tarafında bilinçli zihninize gelmektedir.

Bir başka gerçek ise başarı ve bahane kavramlarının asla yan yana gelmeyeceğidir. Hayat içerisinde bir yerde başarı var ise o yerde bahane kelimesini duyamazsınız. Aynı şekilde bir yerde bahane var ise o yerde başarı kavramını da duyamazsınız.

  • BAŞARMAK İSTEDİĞİNİZ HEDEFİNİZİ GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN

Bizler herhangi yapmak istediğimiz bir şeyi gözümüzde ne kadar çok büyütürsek o işi yapmamız bizim için o kadar çok zor olacaktır. Çünkü bilinçaltına ne verirseniz onu alır ve verdiğiniz düşüncelere göre duygular oluşturur. Mesela sizin, kendi kendinize “Bu hedefimi başarmak çok zor, sıkıntılı dönemler beni bekliyor” gibisinden cümleler söylemeniz neticesinde sakinliğinizi kaybeder, yapmak istediğiniz işleri yapmaya başlayınca kaygılanırsınız. Bu doğrultuda hedeflerinizi olabildiğince basit görmek size her zaman yarar sağlar. Aksi takdirde hedefinize doğru giderken, gereksiz kaygı ve gerginlik hissedersiniz, bu da sizin hedefinizi yarı yolda bırakmanıza neden olabilir.

 

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir