Atalet Nedir? Ot Gibi Yaşamamak İçin Yapılması Gerekenler

Hayatın akışı içerisinde, şuan da yapmanız gerektiğini bildiğiniz işleri; sürekli ertelediğiniz, sonraya bıraktığınız ancak hiçbir zaman o işe başlayamadığınız zamanlar olmuştur; mesela bir öğrencinin “Sınavlara 2 hafta önceden çalışmaya başlıcam” demesi ve sınava 2 hafta kaldığında, ders çalışma eylemini sınavın son gününe kadar sürekli ertelemesi gibi.

Peki bu ve benzeri durumlarda, insanlar neden harekete geçememektedir? Neden yapması gereken eylemleri yapamamaktadır? Bu ruh haline verilen isim nedir?  

Günümüz dünyasında insanın;

  • harekete geçmesi gerektiğini
  • harekete geçerse neler kazanacağını
  • harekete geçmezse neler kaybedeceğini  bildiği  halde, harekete geçememe durumuna   atalet  ismi verilmiştir.  

Bu kavramı açmamız, “Atalet ne demek?” veya “Atalet nedir?” sorularına cevap vermemiz gerekirse eğer atalet, kelime olarak  eylemsizlik anlamına gelir. Kişinin,  neden harekete geçmesi gerektiğini bilmesine rağmen harekete geçememe durumudur.

İnsanların büyük çoğunluğu atalet nedir?  sorusunun cevabını yanlış bilmektedir. İnsanların bildiği atalet, tembellik anlamına gelmektedir. Ancak bu bilgi kısmen doğrudur. Nitekim  atalet; tembelliği de içinde barındıran daha geniş bir eylemsizlik hali ve psikolojik bir durumdur. 

Öyle ki atalet hali içerisinde olan bir  insan için çalışmak, harekete geçmek veya yeni aktiviteler yapmak oldukça zordur. Kişiye bu eylemleri yapmak zor gelir. Ancak tembellikte ise bir kaçış söz konusudur. Yani aslında kişi yapmak istemediği şeyleri yapmıyordur ve neticede tembellik yapıyordur. Atalette ise kişi hareket geçmek istese dahi bir türlü harekete geçmeyi başaramıyordur.  

 

atalet-nedir

Atalet Nasıl Oluşur?

Ataletin oluşumundaki en büyük etken, ertelemedir. Ve zaten bu yüzden insanların bir çoğu atalet psikolojisi içine girmiş veya atalete yakalanmış durumdadır. Nitekim günümüz dünyasının hastalığı: erteleme hastalığıdır.

Peki erteleme ile ataletin arasında ne tür bir bağlantı var? Şu şekilde düşünün; insan olarak bizlere yapmamız gereken  işleri neden erteleriz? Çünkü o işleri o anda yapması bizlere çok zor gelir de ondan. Bir işi yapması bize çok zor gelirse “Sonra yaparım” deriz ve erteleriz.  Ancak ertelemenin farkında olmadığımız kötü bir yanı vardır. O da ertelemenin sonucunda ertelediğimiz işin daima içimizde bir yük olarak kalacak olmasıdır. Çünkü bizler biliriz ki; “Bize bugün zor gelen bir iş, yarında zor gelecektir.

Bu sebepten ötürü, bir işi ertelediğimizde kendimizi ilk başta, çok mutlu hissederiz; ancak sonrasında, zaman geçtikçe üzerimizde yeniden stres oluşmaya başlar  ve bu sefer, ertelediğimiz eylemi tekrardan ertelersek, işte o zaman kendimize olan güvenimiz kırılır ve psikolojik atalet yavaş yavaş oluşmaya başlar.  Yavaş yavaş diyorum, çünkü atalet hali bir anda oluşmaz zamanla oluşur. 

İnsan yapması gereken eylemleri erteledikçe artık “Hiçbirine yetişemeyeceğim” zihniyetine girer ve hiçbir şey yapmak istemez. İşte bu noktada kişinin, tüm hücrelerini atalet sarmış durumdadır. Kişi kendisini, harekete geçemediği için ne kadar kötü hissetse de yine de harekete geçemez. Ataletin oluşumu bu şekilde gerçekleşir.

Günümüz toplumunda insanların, atalete yakalanması çok daha muhtemeldir. Nitekim öyle bir çağda yaşıyoruz ki artık oturduğumuz yerden kalkmadan dışarıdan yemekler çağırabiliyoruz, oturduğumuz yerden kalkmadan elimizdeki telefon sayesinde mutlu olabiliyoruz, ( Instagram‘da  fotoğraf paylaşıp, beğeni alınca, hissettiğiniz mutluluğu düşünün.) Oturduğumuz yerden kalkmadan, kolay bir şekilde kendimizi mutlu hissedebildiğimiz için, yapmamız gereken işleri çok daha kolay bir şekilde erteliyoruz. Neticesinde ise, ertelediğimiz işler bir çığ felaketine dönüşüyor ve artık “Hiçbirine yetişemeyeceğimizi” düşünüyoruz ve kendimizi tamamen salıyoruz. 

Eski zamanlarda, insanların atalet, depresyon gibi psikolojik sorunlara yakalanması daha az bir ihtimaldi. Çünkü eskiden “Oturduğun yerden mutlu olma” diye bir durum söz konusu değildi. Eski insanların mutluluğu; gün sonunda bitirdikleri işteydi. Ve gerçekten mutlu oluyorlardı; çünkü zihinlelerinde, ertelemenin sonucunda takıla kalmış bir düşünce olmuyordu;  ama günümüzde öyle değil.  Artık yapmamız gereken işleri erteliyoruz, nedeni ise kendimizi oturduğumuz yerden mutlu edebiliyoruz. Ancak bu mutluluk bizlere hiçbir şey kazandırmıyor. Tam aksine, zarar veriyor ve kaybettiriyor. 

Hedef  Yoksa Erteleme Kaçınılmazdır! 

Ataletin oluşumuna dolaylı yoldan etki eden bir diğer faktör ise hedefsizliktir. Hedef olmadan, insan neden harekete geçeceğini bilemez. Neden harekete geçeceğini bilmeyen bir insan ise yapması gereken işleri erteler. Bu durum bu kadar açık ve nettir. 

Düşünün ki yeni bir dil öğrenmek istiyorsunuz ama kendinize bir hedef belirlemediniz, sadece dediniz ki “Ben İngilizce öğrenmek istiyorum” ve dili öğrenmeye başladınız.  Bu şekilde bir harekete geçme sonucunda, 1 hafta gibi bir sürede pes edersiniz. Çünkü İngilizce öğrenme zorlanmaya başladıkça, zihninize gelen “Bu şekilde dil öğrenemezsin, kim bu şekilde dil öğrenmiş?” gibi düşüncelere kendinizi hemen kaptırırsınız. Neticesinde ise motivasyonunuz düşer ve İngilizce öğrenme eylemini başka zamanlara ertelersiniz.

Ancak önünüzde bir hedefiniz olsa, ve deseniz ki  “Ben 1 ayda 100 kelime ezberlicem, sonraki ay 200” bu şekilde bir hedef koysanız, işte o zaman, dikkatiniz kelime ezberine yoğunlaşır ve ertelemezsiniz. Çünkü, yapacağınız eylemleri bilmektesinizdir. Bu yüzden, hayatınız içerisinde bir eyleme başlamadan önce hedef belirleyin ve bu hedef doğrultusunda plan tablosu oluşturun.  Hedeflerinizi ve planlarınızı açık ve net bir şekilde bir kağıda yazın.  Bu davranışı sergilemeniz, ataleti oluşturan, erteleme eylemini gerçekleştirmenizi engeller.  

Ataleti Yenmek İçin Yapılması Gerekenler?

Kişisel ataleti yenmek zorlu bir eylem değildir. Ancak bazı durumlara karşı yeni bakış açılarına sahip olmanız gerekir. Nitekim hayata karşı sahip olacağınız yeni düşünceler, yeni davranışlar sergilemenize yol açacaktır.

Ataleti yenmek için sahip olmanız gereken ilk düşünce “İlham perilerinin hiçbir zaman gelmeyeceği”  gerçeğini kabul etmektir. Evet bu böyledir. Yıllarca ilham perileri diye diye beynimizi yıkadılar, ancak ben sizlere gerçeği söylüyorum ilham perileri diye bir şey yoktur!  İlhamın size gelmesini istiyorsanız, kalkıp sizin onun ayağına gitmeniz gerekir. 

Hayatınız içerisinde “Bugün kendimi iyi hissetmiyorum” diye ertelediğiniz, bir eylem karşısında, emin olabilirsiniz ki yarında kendinizi iyi hissetmeyeceksiniz. Ta ki gidip de o eylemi gerçekleştirene kadar. Ne zaman gidip de bir eyleme başlarsanız, işte o zaman kendinizi hazır hissetmeye başlayacaksınız. Başka türlü hiçbir zaman kendinizi hazır hissedemezsiniz. Bu her durumda böyledir; 

  • Kendinizi cesur hissetmek istiyorsanız, gidin ve korktuğunuz bir eylemi yapın.
  • Kendinizi enerjik hissetmek istiyorsanız, gidin ve spor yapın.
  • İlhamın gelmesini istiyorsanız, ilham olmadığı halde, yapmanız gerekenleri yapmaya çalışın. İşte o zaman ilham gelecektir. 

Ataletten kurtulmak  için veya ataleti yenmek için sahip olmanız gereken ikinci düşünce kalıbı ise kolaya kaçmanın sizlere hiçbir zaman kazandırmayacağını kabul etmektir. Yaşamınız içerisinde kolaya kaçmak daima sizleri tembellik yapmaya sürükler.

İnsan olarak, bilinçli zihne sahibiz. Bu zihnimiz sayesinde “Bugün kendimi iyi hissetmiyorum” şeklinde bir bahane uyduruyor ve gün boyu yatıyoruz. Ancak doğada buluna hiçbir canlı bunu yapmaz. Bir erkek aslan,  sürüsünü korumak için, her gün kendi bölgesinde devriye gezer ve koku bırakır.  Afrika’nın otçul hayvanları, taze otlara ulaşmak için binlerce km yok kat ederler. Kurt sürüleri av bulmak umuduyla,  yaşadıkları bölgeyi terk ederler ve günlerce av ararlar. Kısacası doğada bulunan her canlı şikayet etmeden çalışır. Sadece bizler, kolaya kaçar ve tembellik yaparız. Ancak bu tembellik bizlere hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmadığı gibi zarar verir; atalete yakalanmamız gibi. 

Hayatın yasasında mücadele vardır. Bu mücadeleden kaçmak bizlere hiçbir şey kazandırmaz. Ancak bu mücadelenin içine girmek bizlere birçok varlık kazandırır; hem maddi hem manevi anlamda. Bu yüzden, kolaya kaçmayın. Hedefinizi belirleyin ve o hedef doğrultusunda mücadele edin. 

 

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir