Sosyal Çevre, Önemli Şeyler

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren kendimizi bir sosyal çevrenin içinde buluruz. Bu sosyal çevre ilk olarak ailemizdir ve hayat basamaklarını adım adım tırmandıkça, sosyal çevremiz genişlemeye başlar ve dostluk, sevgili kavramlarını öğrenir hayatımıza yeni anlamlar katarız.

Yetişkin bir kişi, zamanının büyük çoğunluğunu arkadaşları ile geçirir; bu ister okul hayatında olsun, ister iş hayatında olsun fark etmez. Yaşımız ilerledikçe ilk sosyal çevremiz olan ailemiz ile zaman geçirme aralığımız kısalır, arkadaşlarımız ile zaman geçirme aralığımız artar. Öyle ki arkadaşlarımız ile aynı evi, aynı kıyafetleri paylaşır yoğun bir dostluk bağı kurarız. Ancak bazen kurduğumuz bu yoğun duygusal bağlar bizlere zarar verir. Çünkü karşımızdaki kişiye karşı O benim arkadaşım, o benim sevgilim”  diyerek gözümüzü kapatırız. Bizlere verdikleri zararı göremeyiz. Aynı çocukken ailemiz bizleri ne kadar çok sevse de bizlere verdiği zararı göremediğimiz gibi.

Bu makalemde sizlere dostluk duygusu, hayat arkadaşlığı gibi konular üzerinde edebiyat yapmıcam. Sizlere sadece çevrenizde sevdiğiniz kişilerin, belki de siz farkında olmadan, sizlere psikolojik anlamda çok büyük zararlar verdiğini, hayatınızda bulundurmamanız gereken insan tiplerini ve hayatınızın merkezine arkadaşlarınızı, sevgilinizi değil de neden kendinizi koymanız gerektiğinden bahsedicem.

Sosyal Çevrenizin Sizin Üzerinizdeki Etkisi

Biz insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik zihnimizin olmasıdır. Zihnimizin bilinçli zihin ve bilinçaltı zihin olmak üzere iki işlevi vardır. Bilinçli zihin ile hayatın, farkındayızdır ve iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt edebiliriz. Bilinçaltı zihnimizin ise muhakeme yeteneği yoktur. Yani bilinçaltı zihin iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt edemez. Onun işlevi bilinçli zihnin doğru olarak kabul ettiği düşünceleri, inançları hayatın gerçeğiymiş gibi kabul ederek, hayatımıza çekmeye çalışır ve o şekilde davranır.

Mesela kendisinin değersiz olduğuna inanmış bir insan, bu inancın semptomları olarak; sosyal korku, aşağılık duygusu, utangaçlık gibi duyguları hissedecektir. Utangaçlık duygusu hisseden bir insanda topluluk içinde rahat hareket edemeyecek ve kendisinin çekingen bir karaktere sahip olduğunu düşünecektir. Ancak durum aslında zannettiği gibi değil, sadece kendisini bilinçaltı düzeyde değersiz gördüğü için utangaçlık duygusunu hissetmektedir.

Peki bizlerin hayatında çok büyük yeri olan düşünceler ve inançlar nasıl oluşuyor? İnançlarımızın büyük çoğunluğu ilk sosyal çevremiz olan ailemiz tarafından oluşturulur. Mesela çocukluğunda yeterince sevgi görmemiş birisi kendisinin değersiz bir insan olduğu inancına sahip olacak ve davranışları da bu yönde olacaktır.

Yukarıda bahsettiğim üzere, bilinçaltı zihnimize kodladığımız inançlarımız bizlerin hayatına yön verir ve inançlarımız hayatın akışı içerisinde sürekli olarak değişir. Çocukken çok kötü bir ailede büyümeniz sonucunda özdeğer eksikliği yaşarken, büyüdüğünüz zaman gireceğiniz yeni ortamlar, yeni sosyal çevre sayesinde özdeğer duygusu yüksek bir insana dönüşebilirsiniz. Burada önemli olan yeni çevrenizin ( arkadaş, sevgili vs .. ) sizlere nasıl bir telkin vereceğidir.

Çevrenizdeki arkadaşlarınız “O kız sana bakmaz, o işi yapmak kim biz kim?” şeklinde olumsuz telkinler mi veriyor yoksa, “İnsan odaklanırsa üstesinden gelemeyeceği iş yoktur; yaparız, yaparsın” tarzında olumlu telkinler mi veriyor? Her iki telkine de maruz kalmanız neticesinde, güçlü bir inanç siteminiz yoksa bu telkinleri bilinçaltı düzeyde doğru kabul eder ve o şekilde davranmaya başlarsınız. Mesela etrafındaki insanlar sana sürekli olarak “Sen o işi başaramazsın” tarzında cümleler kurar ve sende bu telkinlere sürekli olarak maruz kalırsan, bilinçaltı düzeyde o işi başaramayacağına inanır, o işi yapmak için harekete bile geçemezsin.

( Bkz: Bilinçaltı zihin nedir?

Sosyal çevremizde arkadaşlarımızın bizim üzerimizde çok daha büyük etkisi vardır. Nitekim onların düşüncelerini, davranışlarını kabul etmeye meyilliyizdir. Çünkü zihin yapılarımız birbirine benzediği için arkadaşlık olgusunu geliştiriyoruz zaten. Onların bizim hakkımızda söylediği düşüncelerini filtrelemeden kabul eder ve inanç haline getiririz. Düşünün tanımadığınız bir insan sizi çevirse ve size dese ki “Sen beceriksizsin!” böyle bir durumda tepkiniz ne olurdu? Hadi işine bak der yolunuzu devam ederdiniz, sizin hakkında söylediği düşünceyi umursamazdın bile. Bu yüzden hayatınıza yön veren inançların oluşmasında çok büyük yeri olan çevrenizi kaliteli insanlar, kaliteli arkadaşlar ile doldurmalısınız ki kaliteli bir hayatınız olsun.

sosyal-çevre

Hayatınızın Merkezine Sosyal Çevrenizi Değilde Neden Kendinizi Koymalısınız?

Bazı insanların hayat içerisinde yaptıkları en büyük hata; hayatlarının merkezine kendilerini değil de, sosyal çevrelerinden bir insanı koymalarıdır. Bu kişi arkadaşı, sevgilisi veya başka bir büyüğü  olabilir. Hayatlarının merkezine koydukları insan her kim olursa olsun fark etmez, kişi kendi hayatının merkezine kendisini koymalıdır. Çünkü bu hayatta, en yakın arkadaşınız sizi terk edebilir, sevdiğiniz evlenmeyi düşündüğünüz kadın sizi terk edebilir, aileniz sizi çok sevse de bir gün ölebilirler ve sizi terk edebilirler, ancak bu hayatta sadece siz kendinizi terk etmezsiniz ! Dünyanın en rezil durumuna da düşseniz, insanların sizi görünce yüzünü ekşiteceği bir durumda da olsanız, siz asla kendinizi terk etmez. Yaşamak için elinizden geleni yaparsınız. İşte bu yüzdendir ki hayatta ilk olarak her zaman kendinizi düşünmeli, hayatın merkezine kendinizi koymalısınız.

Bazen hayat içerisinde karşılaşıyorum, kişi sevgilisini veya arkadaşını hayatının merkezine koyuyor ve hayatını onun etrafında döndürmeye başlıyor, tüm duygularını karşıdaki kişiye teslim ediyor. Sonrasında ise kız arkadaşım beni terk etti diye ağlayan, arabesk parçalar dinleyen, kendi hayatının içine eden tipler çıkıyor veya en yakın arkadaşı uyuşturucu kullanmaya başladı diye uyuşturucuya başlayanlar oluyor. 

Hayatınızın merkezine kendinizi koymamanız halinde, diğer insanlara bağlı kalacaksınız ve onlardan her zaman bir beklenti içerisinde olacaksınız. Beklentileriniz karşılanmayınca da hayal kırıklığını uğrayacak ve hayata stem edeceksiniz. Bu beklentiler genelde “Ben onun için neler yaptım, onun için her şeyi yapmaya hazırdım, ona neleri mi verdim” tarzında olur ve beklentiler karşılanmayınca da büyük hayal kırıklıkları yaşanır ve o kişiyi kötülemeye başlarsınız. Ancak burada hata kişinin kendisindedir. Çünkü kendisinden çok karşısındaki kişiye değer vermiş ve bu değer vermenin sonucunda ise kendisini istemeden de olsa bir beklenti içine sokmuştur. Bu beklentiler karşılanmayınca da çevreye ve hayata karşı sitem etmeye başlamıştır.

Yukarıda bahsettiğim üzere bu hayatta sizi herkes terk edebilir veya yarı yolda bırakabilir. Sizi terk etmeyecek ve yarı yolda bırakmayacak tek kişi var: o kişide sizsiniz. Bu yüzden her zaman bu hayat kuralının bilincinde olun ve hayatta bilinçli bir şekilde kendinizi hayatın merkezine koyun, yani en çok değeri kendinize verin. Bu telkinden kastım; egolu bir manyak olmanız değil,  tam tersine sadece hayat kurallarının farkında olmanızdır. Nitekim egonun sizlere hiçbir faydası yoktur. Sadece zararı vardır.

Siz kendinize yeni bir arkadaş veya yeni bir dost edindiğinizde, “Bu kişi iyi birisi, iyi anlaşıyoruz ancak ileri ki zamanlarda belki benim yüzümden belki de onun yüzünden dostluğumuz, ilişki hayatımız son bulabilir, bu hayatın bir gerçeği” şeklinde bir bakış açısı ile bakarsanız, karşınızdaki kişi ileriki zamanlarda hayatınızdan çıksa bile sizi pek etkilemez ve çok beklenti içine girmezsiniz çünkü siz yukarıdaki bakış açısı sayesinde, olumsuz senaryolarla en baştan yüzleşiyor ve kabul ediyorsunuz. Bu bakış açısının sizlere vereceği diğer güç ise insanları umursamayı bırakmanız olacaktır. Yani diğer insanların, arkadaşlarınızın veya sevgilinizin sizin bilinçlaltınıza vereceği olumsuz telkinlere karşı bir filtre oluşturuyorsunuz. Çünkü bilinçaltı düzeyde, kendinizi hayatın merkezine koymaya başladığınızda, bilinçaltınız kendi duygu, düşünce ve isteklerine daha açık hale gelir? İnsanlar ne der ? Düşüncesini umursamaz, çünkü kendi düşünceleri ve kendi duyguları kendisi için daha önemli hale gelmiştir.

Bu yüzden her zaman, her yerde kendinizi hayatın merkezine koymalı ve yukarıda bahsettiğim düşüncenin farkında olmalısınız. Emin olun, o düşünce sayesinde hayat daha güzel bir yer olmaya başlıyacak; Beklenti yok! İnsanlar ne der? Düşüncesi yok ! Ben ne istiyorum düşüncesi? var.

Hayatınızdan Çıkarmanız Gereken İnsan Tipleri

Hayatınızın merkezine kendinizi koyduktan sonra yapacağınız  diğer iş sizlere gerçek anlamda zarar veren ve sizlere hiçbir fayda sağlamayacak insanları hayatınızdan çıkarmak olmalıdır.

  • MEMATİ GİBİ TAKILMAYA ÇALIŞANLAR
sosyal-çevre-çıkarmanız-gereken-tipler

Memati gibi dememin sebebi, zihninde sürekli olarak kavga senaryoları yazan, en ilkel duygularına göre hareket eden, hayatı isyankarlığa bağlamış, mafyacılık oynamaya çalışan tiplerdir. Bu tarz insanlar genelde elinde tespih sallayarak gezer ve gülmenin, gülümsemenin kötü bir şey olduğunu düşünürler.

Çevrenizde bu tipten arkadaşlarınız var ise ya sizde onun gibisinizdir ya da onun gibi birisi olma yolunda ilerliyorsunuzdur. ( Telkinler yüzünden ) Emin olun bu tarz bir kafa yapısına sahip olmanız, size ilişkiler konusunda ve psikolojik anlamda çok büyük zararlar verecektir. En basitinden hayat sizi yalnızlığa mahkum eder; çünkü her ne kadar diziler de bizlere kabalığın, somurtkanlığın, karamsarlığın  güzel özellikler olduğunu gösterse de gerçek hayatta, çok itici özelliklerdir. Bizler doğamız gereği, gülümseyen, sohbet etmesini bilen, pozitif, eğlenceli insanlar ile zaman geçirmek isteriz. Kimse yanındaki insanın kasıntı, elinde tespih sallayan birisi olmasını istemez.

Hayatınızda elinde tespih sallayarak gezen, erkekliği küfretmek, kavga etmek sanan, en ilkel duyguları ile hareket eden, kendisini kontrol etmesini bilmeyen bir insan var ise bilin ki o kişinin size hiçbir faydası olmayacak, hatta sizi salakça durumlar yüzünden çok büyük tehlikelere sokacaktır. Bu yüzden bu tipten bir arkadaşınızı veya tanıdığınızı hayatınızdan çıkarmanız sizin için daha hayırlı olacaktır.

  • KIZ OLAN ORTAMDA DEĞİŞEN TİPLER

Herhangi bir ortama girdiğinizde yanınızdaki kişi sırf kızlara sempatik gözükmek, “Kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır.” mitini gerçekleştirebilmek için sizinle dalga geçmeye çalışır, sizi küçük düşürmeye çalışan davranışlarda bulunur ise  o ortamdan yavaş yavaş, samimi bir şekilde hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşın ve o kişi ile bir daha muhatap olmayın. Çünkü o davranışı sergileyen arkadaşınız orada size üstü kapalı bir şekilde  “Ben sana saygı duymuyorum, kendimede saygı duymuyorum, ben kızlar için her şeyi yapabilirim, ben beta zihin yapısına sahip bir erkeğim” demek istiyor.

Size saygı duymayan ve kızlar için her şeyi yapabilecek olan birisinden hiçbir fayda gelmez, boş adamdır. Elinizden geldiğince o arkadaşınızla kız olan ortamlara girmeyin ve mümkünse hiç muhatap olmayın.

  • SİZE “KANKAM” DİYE HİTAP EDEN KIZLAR

Hayatınız içerisinde iş ortamında, okul ortamında vb ortamlarda kız arkadaşınız olabilir. Bu tarz ortamlarda olan kızlarla arkadaşlığınız gerçek anlamda arkadaşlıktır. Çünkü ikinizde birbirinizden yararlanırsınız. Mesela okul ortamında olan kız arkadaşınızdan ders notlarını alırsınız bu da sizin işinize yarar. Ancak normal hayat içerisinde “kanka” olduğunuz bir kız var ise o kız muhtemelen  sizin üzerinizden fayda sağlamaya çalışıyordur. Herhangi fayda sağlayamasa bile en azından ilgi görme ihtiyacını tatmin ediyordur.

Size “kankam” diyen herhangi bir kızın aslında ne arkadaşısınızdır ne de hoşlandığı birisi. Siz sadece onun işine yarayan birisinizdir. Belki sizin sayenizde ilgi görme ihtiyacını tatmin ediyor, belkide maddi anlamda sizden faydalanıyor. Ancak şundan emin olabilirsiniz, bir kız hoşlandığı bir erkeğe kanka, kanki gibi terimler kullanmaz, kullanmak istemez.

Hayatınızda size “kanka, kankam, kanki” diye hitap eden kızları çıkartın, muhtemelen sizin üzerinizden bir fayda sağlıyor ve size karşı duygusal anlamda hiçbir şey hissetmiyordur. Bu yüzden bu tipten kızları hayatınızdan çıkarmanız sizin için daha iyi olacaktır.

  • HAYATA SÜREKLİ OLARAK NEGATİF BAKAN İNSANLAR

Hayata negatif bakan insanlardan kastım; hayatta var olan güzel şeyleri hak etmediğini düşünen insanlardır. Bu tarz insanların zihin yapısında yokluk, karamsarlık vardır. Mesela siz bu tarz bir insana “Ben zengin olmak istiyorum” derseniz, size sadece neden zengin olamayacağınızı, zenginliği hak etmediğinizi, sizin fakir olduğunuzu belirten konulardan bahseder. Size olumlu bir şey söylemez. Bu tarz insanların dünya nimetlerine karşı bakış açısı hep bu şekildedir; “Bizde olmaz, biz fakiriz, garibanız vs.” İşte bu yüzdendir ki bu tarz insanların hayatınızda olması, güçlü bir inanç sisteminiz yoksa sizi olumsuz etkiler ve yapmak istediğiniz işlerin önüne engel olurlar.

Arkadaşlarınızın sizin üzerinizdeki etkisi çok fazladır. Bu doğrultuda arkadaşlarınızın hayata olumlu bakması, yapmak istediğiniz işlerde size destek vermesi, sizin için her zaman daha iyi olacaktır. Unutmayın ki negatif insanlar size olumsuzluklardan bahsedecek ve sizin bilinçaltınıza sadece olumsuz mesajlar gönderecektir.

  • “HAYIR” DEDİĞİNİZ İÇİN SİZE TRİP ATANLAR

Hayatınızda, kendi istekleriniz doğrultusunda yapmak istemediğiniz  bir eyleme “hayır” demek oldukça normal bir durumdur. Çünkü karşınızdaki kişi ile sizin zevkleriniz, hayat görüşünüz farklı olabilir ve onun yapmak istediği bir işi, eylemi siz yapmak istemeyebilirsiniz. Zevklerinizin ve hayat görüşünüzün farklı olması karşınızdaki insan ile arkadaş olmanıza engel değildir. Ancak karşınızdaki insanın sizin isteklerinizi görmezden gelmeye çalışması, sizin yapmak istemediğiniz bir eyleme “hayır” demeniz neticesinde size küsmesi, sert sözler söylemesi, trip atması arkadaşlığınıza engeldir. Çünkü karşınızdaki kişi sizin görüşlerinizi, isteklerinizi görmezden gelerek ve bencil davranarak, hem size saygı duymuyor hem de sizin üzerinizde gereksiz bir baskı oluşturuyor.

Bu tipte bir kişi hayatınızda varsa ve siz hayır dediniz diye size saygı duymuyor , küsüyor, triplere giriyorsa hiç umursamayın ve kendi istekleriniz doğrultusunda davranın, hayır demeye devam edin. Çünkü sizin isteklerinize saygı duymayan bir insana sizde saygı duymak zorunda değilsiniz.

Sosyal Çevre İle Olan İlişkileriniz Nasıl Olmalı?

Sosyal çevrenizle olan ilişkilerinizde ilk olarak şunu anlamalısınız: Siz insan olarak, herkesi sevemez ve herkesle anlaşamazsınız. Aynı şekilde toplumdaki herkeste sizi sevemez ve sizle anlaşamaz. Bu hayatın bir kuralıdır.

Toplumdaki bazı insanlar herkesle iyi geçinmeye, daha doğrusu herkese yaranmaya çalışıyorlar. Sonrasında ise kendi kendilerini beklenti girdabının içine sokuyor ve beklentileri gerçekleşmeyince de hayal kırıklığına uğruyorlar. Sizin sosyal çevrenizde kimseye yaranma gibi bir derdiniz olmamalı. Karşınızdaki kişinin arkadaşlığını veya sevgisini kazancam diye kimseye yaranmaya çalışmayın. Siz karşınızdaki insanı zihin yapısı, davranışları  hoşunuza gittiği için, beklenti duymadan sevin. En önemlisi de ilişkilerinizde yapmak istemediğiniz şeylere karşı taraf kırılması diye evet demek yerine “hayır” demesini bilin. Kendi istekleriniz, kendi düşünceleriniz doğrultusunda yapmak istemediğiniz şeylere karşı “hayır” dedikçe, özdeğer duygunuz yükselecek ve bilinçaltı düzeyde hayatınızın merkezine kendinizi koymaya başlayacaksınız.

Hayatınızın merkezine kendinizi koymanın ödülüde; İnsanlar ne der? düşüncesinin yani rezil olma korkunuzun minimum düzeylere inmesi olacaktır. Bu yüzden sosyal çevrenizle olan etkileşiminiz de ilk olarak insanlara yaranmaya çalışmayı bırakmalı ve yapmak istemediğiniz işlere karşı hayır demesini bilmelisiniz.

Sosyal çevrenizde yapmanız gereken diğer davranış ise diğer insanlara saygı duyduğunuzu göstermek olmalıdır. Bakın burada saygı duyun demiyorum, Saygı  duygun ve saygı duydugunuzu gösterin diyorum. Siz karşınızdaki insana saygı duyduğunuzu davranışlarınızla gösterirseniz, karşınızdaki insanda size saygı duyduğunu gösterecektir . Bu da sizin özsaygınızı geliştirecek en önemli etkendir. Diğer insanlardan saygı görmeniz neticesinde bilinçaltınız bunu hissedecek ve bu histe bilinçaltına kodlanacaktır.

SOSYAL ÇEVRE İLE OLAN İLİŞKİLERİNİZDE DİKKAT ETMENİZ GEREKEN DİĞER NOKTALAR:

  • Sevgili, en yakın arkadaş, kan kardeş, süt kardeşi, abi vs  fark etmez, ilişkilerinizde her zaman, hayatınızın merkezine kendinizi koymalısınız. Çünkü sizi dünya üzerindeki herkes terk etse, siz kendinizi yine de terk etmez, yaşamak için mücadele edersiniz.
  • Sınırlarınızın olduğunu belli edin! Bazı insanlar, hoşlanmadıkları hareketlere maruz kalsalarda karşılarındaki insanı kırmamak için tepkilerini göstermiyorlar. Bu kişinin kendisine yaptığı acımasızlıktır. Eğer siz insanlara sınırınızın olmadığını belli ederseniz, onlar sizin üzerinize daha fazla gelecekler, hoşlanmadığınız hareketleri size karşı daha fazla yapacaklardır. Bu yüzden size yapılmasını istemediğiniz davranışlara karşı “Bana bu şekilde davranma, hoşlanmıyorum” demesini bilin.
uzak-durmanız-gereken-insanlar
  • Sosyal çevrenize, duygusal anlamda güçlü olduğunuz belli edin. Bunu belli etmenin en basit yolları: Arabesk parçalar dinlememek, hayata karşı şikayet etmemek, korkularınızı gizlemek, gördüğünüz her kıza “off şu kıza bak”  falan demeyerek ve kendi istekleriniz ve düşünceleriniz doğrultusunda davranarak duygusal anlamda güçlü olduğunuzu diğer insanlara gösterebilirsiniz.

  • Sosyal çevre  ile olan iletişiminiz de gözlerinin içine bakın ve yüksek bir ses tonu ile konuşun. Sadece bu iki davranışı sergileyerek bile karşınızdaki insanın bilinçaltı zihnine özgüveni yüksek birisi olduğunuzun sinyallerini gönderirsiniz.

  • Önceliğiniz daima hedefleriniz, planlarınız olsun. Yukarıda bahsetmiş olduğum üzere, hayatınızın merkezinde her zaman kendiniz olmalısınızdır. Sizin hayatınızdaki önceliğiniz, her zaman kendi hayat çitanızı yukarılara taşımak olmalıdır. Yani her gün arkadaşlarınız ile dışarı çıkıp LOL gibi saçma sapan oyunlar oynamak veya bankın birine oturup çekirdek kola yapmak hayatınızın önceliği olmamalıdır. 

  • Dışa dönük bir insan olun. Girdiğiniz ortamlarda insanlara merhaba, naber demesini bilin ve sohbet edebileceğiniz konulardan sohbet başlatın. En önemlisi de karşınızdaki insan size bir şey anlatmaya başladığında onu dinlediğinizi belli edin. Bu sayede karşınızdaki insan size aynalık yapacak ve o da sizi dinlemeye başlayacaktır.

admin

Zihin ve ilişkiler konusunda , sizlerin adına içerikler üreterek , sizleri duygusal ve zihinsel anlamda daha güçlü bireyler yapmayı amaçlıyoruz . Felsefe ve niş konularımızdan haberdar olabilmek için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir